Tanpınar, üzerinde çalıştığı şiirleri tekrar tekrar yazmış, bazen mısraların, bazen kelimelerin yerlerini değiştirmiş, son şeklini bulana kadar tatmin olmamıştır.
Tanpınar, çıkan şiir kitabından memnun olmamış, en öldürücü tenkitleri yine kendisi yapmıştır.

Tanpınar, XX. yüzyılda rüyalara derin bir mana veren Freud, Jung ve Bachelard’ı büyük bir dikkatle okumuştu. Onun dışında hiçbir Türk yazarı rüyalara bu derece önem ve değer vermemiştir.

Tanpınar’ın şiirlerini ve nesirlerini okurken, daima büyük bir sanatkarla karşı karşıya kaldığımı hissettim.

*

gece bir tepeden seyrettik büyük
yıldızların suya döküldüğünü

*

Bırak Aydınlığa
bırak aydınlığa kendini, sarhoş
ve hülyalı bu renk deryasında yüz.
bak, mücevher kanatlı bir kuş olmuş
kuru yaprakların telaşında güz.

asıl maviliğe, iç doya doya
denizin yaldızlı laciverdini,
sonra tamamlansın istersen rüya
git, uzak akşamda dağıt kendini

Deniz
serptin, dağıttın bütün gül ve zambaklarını
topladığın altın gözyaşlarıyla geceden,
kurdun yalnızlığının kat kat saraylarını
karanlık sularında çırpınan her gölgeden

*

Zaman Kırıntıları
ben zamanı gördüm,
devrilmiş sütunları arasından
çok eski bir sarayın
alnında mor salkımlar vardı
ve ilahlar kadar güzeldi.
uçmak için kanatlanmayı bekleyen
yavru kuş gibi doğduğu kayada
ben zamanı gördüm
çırpınırken avuçlarımda.

*

Musul Akşamları
böyle haşr olurken akşamla belde;
sahile inerler dik yokuşlardan
şen bakışlı kızlar, destiler elde…
farkı yok hepsinin ürkek kuşlardan.

esmer topukları döğer halhallar;
halkalar şakırdar çıplak kollarda;
sarar bellerini bir ılık rüzgar;
aşıklar bekleşir tozlu yollarda…

yollara dağıtır baygın bir koku,
bahçelerden taşan çiçekler, dallar…
dolaşır sahili, bir ağır uyku;
uzaklarda kayar kederli sallar…

*

belki ebediyet budur
sabah saatinde sisler içinde
yükselen servidir

*

Lale Devri’nin hayalleriyle Lüksemburg Parkı’nın lalelerine acıyan,
“Bunlar da burada, gurbette zavallılar!” deyip, kendi gurbetinin tadını yaşayan Ahmet Hamdi Tanpınar…

*

desise: entrika, oyun, hile

prolog: ön deyiş

uzlet: inziva, toplumdan kaçış, tek başına yaşama

gayz: öfke, hınç

müsvedde: karalama, bir şeyin kötü benzeri

tertip: düzen

şehriyar: padişah, hükümdar

Doktrin: “Bulunduğum yerden, yaptığım işten gayri her yer, bana erişilmez şekilde güzel ve harikulade görünüyordu.” – Ahmet Hamdi Tanpınar