Hepimizde günümüz devlet adamlarını abartma eğilimi vardır. Bu insanlar dev gibi görünürler; oysa birkaç yüz yıl önce kendi çağlarında yaşayanlar için önemli olan devlet adamları artık neredeyse unutulmuştur.

Bu kitabın düzeltilmiş ikinci baskısının sadece bir oylama sonucu ortaya çıkmış olduğu anlamı çıkarılmamalıdır. Henry Ford hakkındaki düşüncelerimi değiştirmeme neden olan şey, sert eleştiri mektuplarının çokluğu değil, bunlarda dile getirilen mantığın sağlamlığıydı.

“Akıl ve bilgi, fiziksel heykellerden dayanıklıdır. Homeros’un şiirleri, tek harfi kaybolmadan 2500 yıldan bu yana sürüp duruyor. Oysa bu dönem içinde ne saraylar, tapınaklar, şato ve kentler çürüyüp yok olmadı mı?” – Francis Bacon

Biz her zaman buna uygun hareket etmiyor olabiliriz, ama genellikle de bunu yapmaya çalışırız.

Hz. İsa’nın Öğretileri
Tokat atana diğer yanağını dön…
Kötülüğe karşılık verme…
Düşmanlarını sev…
Size lanet edenleri bağışlayın…
Sizden nefret edenlere iyilik yapın…
İftira ve eziyet edenler için dua edin…
Pek çok Hıristiyan” düşmanını sev” emrini yaşadığımız gerçek dünyada izlenebilecek mantıklı bir rehber olarak değil, belki de kusursuz bir dünyada gerçekleşebilecek bir ideal olarak görmektedir.

Eğer matbaa olmasaydı, kağıdın bugünkü kadar önemli olmayacağı doğrudur. Ancak üzerine baskı yapılacak, bol ve ucuz bir malzeme olmasaydı, matbaanın da o kadar önemli olmayacağı aynı oranda doğrudur.

Bugünün birkaç kitabına karşılık bir Çinli bilginin taşıması gerekenler göz önüne alındığında bir araba gerekir. Bir hükümeti böyle yönetmeye çalışmanın ne denli güç olduğu sanırım herkesçe tahmin edilebilir.

Avrupalılar kağıdı Cai Lun’dan bin yıl sonra üretmeye başlamışlardır ve bunu da ancak işlemi Araplardan öğrendikleri için yapabilmişlerdir. Bu açıdan ele alındığında, diğer Asya halkları Çin yapımı kağıdı gördükten sonra bile bunu kendi başlarına üretmeyi keşfedememişlerdir. Gerçek kağıdın üretim yönteminin orta gelişmişlikteki herhangi bir uygarlıkta ortaya çıkamayacak kadar güç olduğu, bunun için çok yetenekli bir kişinin varlığının gerektiği anlaşılmaktadır. İşte Cai Lun böyle bir insandı ve onun kullandığı kağıt üretim yöntemi (1800’lerde başlayan makineleşme dışında) hemen hemen aynı kalmıştır.

Tarihte hiçbir icat tek bir adamın kafasından son şekliyle doğmaz.

Bir tüfek, ok ve yaydan daha etkili bir silahtır. Ancak basılmış bir kitap, etkisi bakımından elle yazılmış bir kitaptan pek de farklı değildir. Basımın üstünlüğü seri üretimdedir.

Matbaa – Gutenberg
Bu listedeki insanlardan sadece üçünün Gutenberg’den önceki beş yüzyıl içinde, altmış yedisinin de ölümünden sonraki beş yüzyıl içinde yaşamış olması dikkat çekicidir. Bu da Gutenberg’in icadının modern çağların devrimci gelişmesini başlatmaktaki büyük ve hatta en önemli unsur olduğunu düşündürmektedir.
Alexander Graham Bell yaşamamış olsaydı da telefonun icat edileceği ve bunun tarihin hemen hemen aynı noktasında yer alacağı kesindir. Diğer pek çok icat için de aynı şey söylenebilir. Ama Gutenberg olmasaydı, modern baskı tekniği kuşaklar boyunca ertelenebilirdi. Ancak matbaanın, onu izleyen tarih üzerinde yaptığı büyük etki göz önüne alındığında, Gutenberg listemizin başlarında yer almayı gerçekten hak etmiştir.

Kristof Kolomb
Çeşitli zamanlarda başka Avrupalıların da Atlantiği geçmiş olması akla aykırı değildir.
O’nu günümüz ahlak ölçülerine göre yargılamak haksızlık olsa da, Kızılderililere çok zalimce davranmıştır. Ancak bu kitap, tarihin en soylu değil, en etkili kişilerinin bir listesidir ve bu ölçüye göre Kolomb, listenin en başlarında yer almayı hak etmiştir.

Einstein’e göre çekim etkileri fiziki güçlerden değil, uzayın kavisli olmasından kaynaklanıyordu.
Bu gerçekten şaşırtıcı bir fikirdir!
Uzayın kavisli olduğu nasıl ölçülebilir?
Uzayın kavisli olduğunu söylemek ne demek?

Sadece Newton’un çalışmaları olsaydı ve Einstein’ın çalışmaları olmasaydı, modern teknolojinin büyük bir bölümü bugün yine bulunduğu yerde olacaktı.

19. yüzyıl ortalarında insan ömrü iki katına çıkmıştır. Modern tıp ve bilim bize ikinci bir yaşam süresi vermiştir.
Eğer yaşam süresindeki bu artış sadece Pasteur’ün çalışmalarıyla olmuş olsaydı, O’nu hiç duraksamadan ve çekinmeksizin bu kitabın en başına alırdım.

Galieo:
Sürtünme ortadan kalkarsa, nesneler sonsuza dek deveran edebilirdi.

Galileo bundan sonraki altı yılını en önemli eseri olan “İki Büyük Yer Sistemi Üzerine Konuşmalar”ı yazmakla geçirdi.

Ortaçağ bilgiNleri olayların nedenlerini uzun uzun tartışırlardı. Ancak Galileo, gerçekten olanı anlamak için her zaman deney yapmıştır.

*

İskender, 13 yaşındayken kendisini eğiten eski öğretmeni Aristoteles’e bir şey danışmıyorsa da, kendisine araştırma için bol para vermekteydi. Bir bilginin araştırmaları için devletten büyük para yardımı almasının belki de ilk örneğiydi ve gelecek yüzyıllar boyunca da son örneği olarak kalacaktı.

170 kitabı olduğu söylenen, Fakat 47’si günümüze ulaşan Aristoteles’in bilimsel eserleri kısmen başkalarının bilgilerinin derlenmesinden ve kısmen de kendi sayısız gözlemlerinden oluşmaktadır.

Aristoteles’in bu kadar çok alanda katkıda bulunmasını sağlayan da zekasının bu mantıklı yapısıydı; düşünceleri düzene sokma yeteneği vardı.

Aristoteles:
“Yoksulluk, devrimin ve suçun anasıdır. İnsanları yönetme sanatına gönül vermiş olan herkes, imparatorlukların kaderinin, halkın eğitimine bağlı olduğunu bilir.

Bilimin neden Çin’de ya da Japonya’da değil de, Avrupa’da ortaya çıktığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, bunun sadece rastlantı olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Newton, Galileo, Kopernik ve Kepler gibi parlak kişilerin oynadıkları roller yadsınamaz. Ancak; bu gibi insanların doğu’da değil de, Avrupa’da ortaya çıkmalarının bazı nedenleri olmalıdır. Batı Avrupa’yı bilime götüren en önemli tarihi unsur; Yunanlıların miras bıraktıkları matematik bilgisi ile Yunan Rasyonelizmidir.

Aslında, Hz. Musa’nın bir efsane çığı altında kalmadan önceki gerçek öyküsünü bilmek bizim için çok hoş ve ilginç olurdu.

Hz. Musa’nın İbrani yasalarının temelini atmış olması mümkündür, fakat tüm bunlarda ne büyük bir rolü olduğunu kesinkes değerlendirebilmenin yolu yoktur.

Darwin:
Yaşamak için rekabetle doğal eleme yöntemi.

Heraklitus:
Değişimden daha sabit başka hiçbir şey yoktur.

Konfüçyüs; insanların, iyi ahlaklı ve örnek bir hükümdar tarafından yönetilmeleri gerektiğini söylemişti. Fakat, insanların çoğu bu şekilde yönetilmeyi hak etmemiştir ve bir dizi katı yasanın, sert ve tarafsız olarak uygulanması ile denetim altında tutulabilirdi.

İmparator, hırslı bir vali kendisine karşı bir güç odağı yaratmasın diye valileri birkaç yılda bir başka vilayetlere gönderiyordu.

Lavoisier’ın kitabındaki element listesinde her ne kadar birkaç yanlış varsa da, günümüzdeki çağdaş kimya elementleri listesi, Lavoisier’ın listesinin genişletilmiş bir şeklinden başka bir şey değildir.

İnsanlar ve hayvanlar, enerjilerini; soludukları havada bulunan oksijeni kullanarak, içlerindeki organik maddelerin yavaş yanmasından elde ederler.

Lavoisier vergi toplamakla yükümlü bir kuruluşta devlet adına çalışıyordu. 1789 Fransız devrimi sonrası devrimci hükümet onu tutukladı. Devrimci adalet, çok fazla titiz olmayabilirdi, ama kesinlikle çok hızlıydı. Bir gün içinde yargılandı ve giyotinle idam edildi. Meslektaşı olan büyük matematikçi Lagrange’ın cümlesi gerçeğin en güzel ifadesidir:
“O kafayı koparmak sadece bir saniye sürdü, fakat onun gibi birini ortaya çıkarmak için bir yüzyıl yetmeyecektir.”

Constantinus’un Hıristiyanlığa geçmesinin aslında tarihin akışını değiştirmediği, sadece kaçınılmazı kabullendirdiği söylenebilir. Ama bu doğru değildir.

Verimlilikteki bu artış, akıllıca yapılmış ama aslında çok da kullanışlı olmayan bir aletle, büyük sanayi hizmeti sağlayan bir araç arasındaki farklılığı anlatır.

Faraday:
Çağımız, elektrik çağı. Çağımızın kimi zaman uzay çağı, kimi zaman da atom çağı olarak adlandırıldığı doğrudur; ancak uzay yolculukları ve atom silahları, ne kadar önemli olursa olsun, günlük yaşantımıza etkileri o kadar büyük değildir. Fakat sürekli olarak elektrikli aletler kullanırız.

Faraday, sadece zeki değil, aynı zamanda yakışıklıydı ve bilimsel konularda çok popüler bir konuşmacıydı. Ayrıca şan, şöhret ve para gibi şeylere karşı kayıtsız ve alçakgönüllüydü. Royal Society’nin başkanı olması için yapılan teklifi ve “Sir” unvanını reddetmiştir. Uzun süren, mutlu bir evliliği vardı ama hiç çocuğu olmamıştı.

Martin Luther’e göre, insan doğası günahla öylesine lekelenmişti ki, sadece iyilik yapmak; insanı sonsuz lanetten kurtaramazdı. Kurtuluş, sadece inançla ve Tanrı’nın merhametiyle mümkündü.
Luther’in öğretileri izlendiği takdirde Roma Katolik Kilisesi’nin varlık nedeni bir çırpıda ortadan kalkmış oluyordu.

Aslında birleşik devletler; George Washington gibi kişilikli ve kapasiteli bir başkana sahip olduğu için çok şanslıydı. Pek çok Güney Amerika ve Afrika ülkesinin tarihi demokratik bir anayasa ile başlasa bile kısa süre sonra diktatörlüğe dönüşmüştür. Washington, sert bir liderse bile iktidarı sonsuza dek elinde tutma hırsı yoktu. İktidarın barışçı yollarla devredilmesi için, Birleşik Devletler’de günümüze dek süregelen harika bir örnek yaratmıştı.

Amerika Birleşik Devletleri’nin oluşmasında Madison’ın katkısı önemli, fakat Washington’ın katkısı vazgeçilmezdir.

Marx
Bir filozofun önemi, onun görüşlerinin doğruluğuyla değil, fikirlerinin insanları eyleme geçirip geçirmediklerine göre ölçülür.

Marksizm:
1. İşçilerin büyük çoğunluğu yoksulluk içinde yaşarken, küçük bir zengin azınlık, büyük varlık içinde yaşıyor.

2. Bu haksızlığı düzeltmenin yolu, sosyalist bir düzen kurmaktır; ve bu sistemde üretim araçları, özel mülkiyetin değil, devletin elinde olacaktır.

3. Pratikte bu sistemi kurmanın tek yolu devrimdir.

4. Daha sonra bu sosyalist düzeni korumak için, komünist partinin diktatörlüğü uzun dönem sürdürülmelidir.

Hitler ve Napoléon’un etkileri daha kısa süreli olmuş ve coğrafi olarak da daha dar bir alana yayılmıştır.

Wright Kardeşler, motorlu uçak yapmaya başlamadan önce, dünyanın en iyi ve en deneyimli planör pilotları olmuşlardı. (1.000 uçuş denemesi.)

Daha önce uçak yapanların çoğu, aleti nasıl havalandıracaklarını düşünürlerdi. Wright Kardeşler ise, en büyük sorunun uçak havalandıktan sonra nasıl kontrol edileceği olduğunu görmüştü.

Uçak motorunun çizimi üzerine çok az zaman harcamalarına karşın, tüm üreticilerden daha üstün bir motor yapmaları, dehalarının bir kanıtıdır.

Uçak, bir zamanlar çok büyük olan gezegenimizi küçültmüştür. Ayrıca, insanlı uçuşun başarıya ulaşması uzay yolculuğunun da gerekli bir ön adımıydı.

İnsan binlerce yıldır hep uçma özlemi duymuştur. Ama bunun belki uçan halı ile o da sadece masallarda olduğuna inanmıştır. Wright Kardeşler, bu peri masalını gerçeğe dönüştürmüştür.

Tarih boyunca dünyayı fethetmek isteyen insanlar belki de deliler olmuş ve bundan büyük başarı kazanmışlardır. Bu megalomanların en ünlüleri; Büyük İskender, Cengiz Han, Napoléon ve Hitler’dir. Neden bu dört kişi bu kadar önemlidir. Fikirler, ordulardan önemli değil midir? Hani uzun vadede kalem kılıçtan güçlüydü. Evet ama kısa vadeler de önemlidir. Bu dört insan çok geniş toprakları ve nüfusları denetim altında tutmuş ve çağdaşları üzerinde çok etkili olmuşlardır; sıradan haydutlar gibi gözardı edilemezler.

“Talep edilen mal azalınca fiyatı yükselir. Böylece üretici daha fazla kar elde eder. Karı gören diğer üreticiler de aynı malı üretir. Sonuçta mal kıtlığı ortadan kalkar. Rekabet sonucu malın fiyatı üretim maliyetine (doğal fiyatına) iner.
Hiç kimse, mal eksikliğini ortadan kaldırmaya çalışıp topluma yararlı olmaya çalışmamıştır; fakat sorun çözülmüştür. Herkes kendi çıkarını gözetir; fakat bunu yaparken de görünmeyen bir el tarafından hiç amaçlamadığı bir sona itilir. Yani kendi çıkarı için savaşırken, dolaylı olarak aynı savaşa toplum için de katılmış olur.” – Adam Smith

Sanat, toplumun birleştirici tutkalıdır.

Shakespeare’in eserleri zamanın sınavından geçtiklerine göre, gelecek yüzyıllar boyunca da popüler olmaya devam etmeleri beklenebilir.

Shakespeare geri kalmış bir ülkede ya da barbar bir çağda değil, Kraliçe Elizabeth döneminde İngiltere’de yaşamıştır.

Eğer Shakespeare gerçekten Shakespeare idiyse, tarihte çocukları okuma yazma bilmeyen tek yazardır.

Edward de Vere
Elizabeth yılda, bugünün 100 bin dolarını Shakespeare’e bağışlayarak ve bir sanatçıyı koruyarak, onun başarıları ile hükümdarlığını şereflendirmeyi ummuştur. Eğer amacı buysa, parasının karşılığını fazlasıyla almıştır. Ne önce, ne sonra hiçbir hükümdar bu kadar akıllı bir seçim yapmış değildir.

Belki de bu yanıtların hiçbiri tek başına tümüyle inandırıcı değildir. Ama birlikte ele alındıklarında çok etkili bir ikna çığı yaratırlar.

Napoleon 1812’de büyük ordusunu Rusya’ya soktu. Rus ordusu Napoleon’a karşı savaşmaktan kaçındığı için Napoleon büyük bir hızla ilerledi. Eylül’de Moskova’yı işgal ettiğinde Ruslar kenti ateşe verip tahrip ettiler. Napoleon, Rusların barış dileneceği umuduyla beş hafta Rusya’da oyalandıktan sonra geri çekilmeye karar verdi. Ancak artık çok geçti. Rus ordusu ve Rus kışı, Fransızların yetersiz ikmal hatları ile birleşince geri çekilme tam bir bozguna dönüştü. Koca ordunun sadece yüzde onu soğuk Rusya cehenneminden sağ çıkabildi.

Napoleon’un taktik ve manevra dehası baş döndürücüdür. Fakat, Mısır ve Rusya gibi büyük stratejik hatalar yapmıştır. Onun başarılarına erişen lider azsa da, onun hatalarını yapan lider sayısı da o denli azdır. Dolayısıyla aynı zamanda başarısız da bir liderdir. Çünkü, bir generalin büyüklüğünün bir sırrı da felaket getirecek hatalardan kaçınmasında gizlidir.

Büyük İskender
Babası onun entelektüel eğitimini de gözardı etmemişti. İskender’in öğretmeni, eski dünyanın belki de en büyük bilgini ve filozofu olan Aristoteles’ti.

Pers ordusuna karşı savaşa giriştiğinde, rakibe göre 35.000 gibi düşük bir ordusu vardı. Bunlara karşın zafer elde etti. Başarısının 3 sırrı vardı:
1. Philippos’un (babası) kendisine bıraktığı ordu pers ordusundan daha iyi eğitim görmüş ve disiplinliydi.

2. İskender belki de bütün zamanların en büyük dehasıydı.

3. İskender’in kendi cesaretiydi.

Süvari saldırılarında ordunun başındaydı; çok risk alıyor ve sık sık yaralanıyordu.
Ancak askerleri, onun tehlikeyi ve riski paylaştığını gördükçe ona daha çok bağlanıyorlardı. Bu durum, moral olarak savaşa da olumlu yansıyordu.

İskender, Tyros’u kuşatınca Pers kralı, barış karşılığı imparatorluğunun yarısını vermeyi önerdi. İskender’in generali Parmenio, bunun iyi bir teklif olduğunu düşünüyordu. “Eğer İskender olsaydım bunu kabul ederdim.” dedi.
İskender de buna yanıt olarak, “Eğer Parmenio olsaydım, ben de kabul ederdim.” dedi.
tüm Pers imparatorluğunu hezimete uğrattı. Henüz 24 yaşında, Mısır’da firavunluk tacını giydi ve tanrı ilan edildi.

Bir general olarak çok üstündü ve 11 yıl süren mücadelesinde bir tek savaş bile kaybetmemişti.

*

Ancak Fransa, dünya nüfusunun yetmişte birinden azını barındırmaktadır. Ayrıca, herhangi bir olayda bu tür idari değişiklikler, kendi özgün bakış açılarından görülmelidir.

Edison’a okul müdürü “geri zekalı” dediği için okula ancak üç ay devam edebildi.

Mikroorganizmaların keşfi:
Leeuwenhoek, küçük bir su damlası içinde kaynayan o “çok küçük hayvancıklar” ile varlığı hiç düşünülmemiş yepyeni bir dünya bulmuştu.

Leeuwenhoek, şans eseri bilimsel keşfin üstüne düşmüş olarak görülür. Hiçbir şey gerçekten bu kadar uzak olamaz. Mikroorganizmaların keşfi, o güne dek görülmemiş kalitede mikroskoplar yapmasının ve bir gözlemci olarak sabır ve titizliğinin doğal bir sonucudur. Diğer bir deyişle keşfi, ustalık ve çok çalışmanın birleşiminden doğmuştur; ve bu da basit talihin karşıtıdır.

Bir insanın, cerrah kemiklerini keserken uyanık olmak zorunda kaldığı zamanlardaki ameliyatın korkunçluğunu düşünmek bile berbattır. Morton tarafından bulunan anestezi, bir insanın hemcinslerine verebileceği en büyük armağandır.

Bilim, ondan sonra acıyı kontrol etmeyi öğrenmiştir.

Gilbert Abbott ameliyat masasında ölseydi, Jackson’ın gösteride sorumluluğu olduğunu kabul etmeyeceği kuşkusuzdu.

Marconi televizyonu bulmadı. Ama radyoyu bulması, televizyonun gelişmesine büyük katkı sağladı.

Hitler, insanları önemli eylemlere yöneltme bakımından dünyanın en etkili konuşmacısıydı.

Yaptıkları Hitler’inkiler yanında çok küçük kalan Neron ve Caligula yirmi yüzyıldır zalimlik sembolleri olarak kalabilmişlerse, kötülük konusunda tarihte eşi olmayan Hitler’in çok daha uzun yıllar ünlü kalacağı kesindir.

Günümüzde Almanya’nın, Hitler’in iktidara geldiğine oranla daha az toprağı vardır.

Ancak çoğunluğun görüşü Cromwell’in demokrasiye bağlılığının içten olduğu ve kendi denetiminde olmayan durumların onu diktatörlüğe ittiğidir.

İngiltere, dünyanın küçük bir bölümünü işgal etmekteyse de, ondan yayılan demokrasi hiç de küçük olmayan bölgelere taşmıştır.

Fleming
50.000 ünite penisilin dozu iltihaplara karşı etkilidir; ancak günde 100 milyon ünite verilen penisilinin de herhangi bir yan etkisi olmadığı görülmüştür.

Beethoven
Tüm zamanların en yetenekli bestecisinin sağır olması, kaderin en zalim cilvelerinden biridir. Beethoven, insanüstü bir irade gücüyle, sağırlığına karşın bestelerinin niteliğini korumuş olsaydı, bu inanılmaz bir başarı olurdu. Ama gerçek, masallardan daha gariptir:
Beethoven tam sağırlık döneminde eski bestelerini aşmıştır. O son yıllarda yaptığı besteler, en büyük şaheserleri sayılmaktadır.
Belki kulakları duymadığı için bestelere insanüstü bir çaba atfetmiş, hayatını ortaya koymuştur.
Tabii kulakları tam duysaydı ortaya nasıl bir manzara çıkacağını kestirmek güçtür.

Daguerre:
Dünya manzaralarını fırçasız ve boyasız üreten bir mekanizmayla yani fotoğraf makinesiyle ilgilendi.

Hiçbir icat bütünüyle tek bir kişinin çalışmasından oluşmaz.

Bolivar, kendisine önerilen tahtı reddetmişti.
Kendisine verilmiş olan “El Libertador” (kurtarıcı) unvanını krallıktan daha şerefli gördüğü kesindir.

Askeri yetenekleri zayıftı. Ama bolivar, bütün eksikliklerini düşman karşısında yenilmek bilmeyen ruhuyla örtmüştür. İspanyollar tarafından uğratıldığı her yenilgiden sonra, diğerleri mücadeleyi bırakmak istediklerinde, Bolivar ısrarla yeni bir ordu toplayıp savaşa devam etmiştir.

Bolivar’ın sömürgeden kurtardığı topraklar Birleşik Devletler’den genişti. Buna rağmen, Birleşik Devletler tarihte o ülkelerin tümünden çok daha önemli bir rol oynar.

İsveç Kraliçesi Kristina; 1649’da Descartes’a, kendi özel öğretmeni olması için cömert bir teklif yaptı. Descartes sıcağa bayılırdı ve geç saatlere kadar uyurdu. Kraliçenin sabahın beşinde ders almak istediğini öğrenince bozuldu! Soğuğun onu hasta edeceğine inanıyordu ve öyle de oldu. Dört ay içinde zatürreden öldü.

Sanat ve sanatçılar, dünya tarihi ve günlük yaşam üzerinde çok az etkili olmuşlardır.

Papa II. Urbanus’un bu listeye alınmasının nedeni sadece haçlı seferlerinin çok önemli olması değil, o olmasaydı bu seferlerin yapılamayacağıdır.

Pek çok tedbirli lider, sonuçlarını önceden kestirmenin bu kadar güç olduğu böylesine olağanüstü bir savaş teklifi yapmakta tereddüt edecekti.

Hz. Ömer ilk başlarda Muhammed ile yeni dininin en şiddetli muhaliflerinden biriydi. Ancak birdenbire İslamiyeti seçti ve ondan sonra en büyük destekçilerinden biri oldu. Bunun, Aziz Paulus’un Hıristiyan olmasıyla benzerliği dikkat çekicidir.

Bu gelişmelerin onurunun büyük kısmı Hz. Muhammed’e aittir. ancak Hz. Ömer’in katkılarını gözardı etmek de büyük bir yanlışlık olur. Onun fetihleri salt Hz. Muhammed’in esinlendirmesi ile ortaya çıkan doğal bir sonuç değildir. Hiç kuşkusuz bazı genişlemeler olacaktı, ama Hz. Ömer’in parlak liderliği olmasaydı bu kadar büyük boyutlu olamazdı.

Bir zamanların kuşkucusu Augustinus, hıristiyanlığın ateşli bir savunucusu oldu.

Kanın vücutta dolaştığı bilgisiyle yetişen ve bunu kabul eden bizler için Harvey’in kuramı bütünüyle açık seçik bir şeydir. Ama şimdi bu kadar basit ve açık görünen şey, ilk biyologlar için hiç de öyle değildi. Biyoloji ileri gelenleri şu görüşleri savunuyorlardı:
a) Yiyecekler kalpte kana dönüştürülür.
b) Kalp kanı ısıtır.
c) Damarlar havayla doludur.
d) Kalp, yaşamsal öneme sahip sıvıları üretir.

Jean Calvin, Seçkinler’i şöyle tanımlıyordu:
“Biz iyilik yaptığımız için kurtarılmazdık, kurtarılmak için seçildiğimizden iyilik yapardık.”

Bu iddianın ne derece doğru olduğuna hüküm vermek güçtür.

Mendel o yılın sonunda, yaşamı boyunca o denli hak ettiği üne kavuşmuştu.

Tohumda yeşil ve sarı iki gen varsa, hakim gen kendini gösteriyor, ama diğer gen yok edilmiyor ve bitkinin daha sonraki nesillerine devrediliyordu.

Çoğu bilimsel icat insanlığa yararlı olmuştur. Ancak özel otomobillerin yaygın kullanımının zararları ortadadır. Bunlar gürültülüdür, hava kirlenmesine neden olurlar, kısıtlı olan yakıt kaynaklarını kullanırlar ve her yıl korkunç bir ölü ve yaralı tablosuyla karşımıza çıkarlar.

Otomobil bize çok büyük yararlar sağlamasaydı bunlara katlanmayı düşünmeyeceğimiz kesindir. Özel otomobille istediğimiz yerin kapısına gidebiliriz. Hızlıdır, rahattır ve eşya taşır. Otomobil bize yaşamak istediğimiz yeri ve zamanımızı nasıl harcayabileceğimizi seçme şansı vererek kişisel özgürlüğü önemli ölçüde artırmıştır.

Bu avantajların, otomobilin toplumdan alıp götürdüğü şeylere değer olup olmadığı tartışılabilir. Ama uygarlık üzerindeki etkisi reddedilemez.
Otomobilleri kullanabilmek için park yerleri ve kilometrelerce süper karayolları yaparak, şehrin tüm manzarasını değiştirmiş bulunuyoruz.

Otto’nun motorunu icat ettiği yıl olan 1876’dan önce pratik bir otomobilin geliştirilmesi hemen hemen olanaksız, 1876’dan sonra ise kaçınılmazdı.

İnkaların pusu taktiği bilindiğinden bu esrar perdesi daha da kalınlaşmaktadır.

Tarih, büyük ordulara karşı kazanılan zaferlerle doludur. Napoléon, Büyük İskender ve Cengiz Han kendilerinden büyük ordular karşısında sürekli zafer kazanmışlardır.
Ancak Pizarro’nun altı milyonluk bir imparatorluğu 180 kişi ile fethetmesi tarihin en şaşırtıcı askeri olayıdır.
Pizarro’nun talihi de vardı kuşkusuz, ama talihin cesurdan yana olduğunu söyleyen atasözünü de unutmamak gerekir.

Bazı yazarlar Pizarro’yu bir haydut olarak görmüşlerdir. Ancak herhangi bir haydutun tarihte bir etkisi olmamıştır.

Tarihte sömürgeci güçler, dağlık bölgeleri fethetmekte her daim zorluk çekmişlerdir.

Jefferson, mezar kitabesinde hatırlanmasını istediği iki eserinden söz etmiştir. Bunlardan biri Virginia Üniversitesi kurucusu olarak rolüdür. Bu takdire şayan bir şeyse de, onun listedeki yerini etkileyecek kadar önemli değildir.

Ancak ayrıntılara dikkat etmek kimi zaman ağaçlara bakmaktan ormanın görülmemesine neden olabilir. İnsan bir adım gerileyip de Jefferson’ın kariyerine bir bütün olarak bakarsa, onun neden “insan özgürlüğünün en büyük sözcüsü” olarak tanımlandığını kolaylıkla görebilir.

Fernando ve İsabel, hükümdarlıklarının başlarında İspanyol Engizisyonu’nu kurdular. Engizisyon; yargıç, jüri, savcı ve polis güçlerini kendisinde toplayan dini bir mahkemeydi. Cezalarının ağırlığı ve büyük adaletsizlikleriyle ün salmışlardı. Sanıkların kendilerine yöneltilen iddiaları reddetme fırsatları yok gibiydi. Kendileri aleyhindeki kanıtlar ve hatta suçlayıcılarının adları söylenmezdi. Suçlamaları inkar eden sanıklara itiraf edene kadar işkence edilirdi.

1492’de Fernando ve İsabel bir fermanla tüm İspanyol Yahudilerinin ya Hıristiyan olmaları, ya da dört ay içinde tüm mal mülklerini bırakarak ülkeden çıkmalarını emrettiler. 200.000 insan için bu sürgün, felaketti ve çoğu sığınacak yer bulamadan öldü. Ülkenin en çalışkan, aynı zamanda usta zanaatkar ve tüccarlarının büyük bir kısmını kaybetmesi çok şiddetli bir ekonomik gerilemeye sebep olmuştur.

Elizabeth, İsabel’den en az beş kat daha yetenekliydi; ayrıca, nispeten daha insancıl ve hoşgörülü politikaları nedeniyle daha saygın bir hükümdar olarak görülmektedir.

Stalin; komünist parti’nin üst düzey yetkililerinden Sergey Kirov’un 1 Aralık 1934’te bir suikast sonucu öldürülmesini bahane ederek bir dizi politik temizleme harekatına girişti. Ancak kısmen Kirov’dan kurtulmak için, kısmen de sonraki temizliği başlatmak için Kirov’un öldürülmesini Stalin’in emretmiş olması da mümkündür.

Stalin; Polonya, Letonya, Litvanya, Estonya, Romanya’nın bir kısmını ilhak etti. Yalnızca Finlandiya direndi; ve istila edildi. Bu ilhaklar için gösterilen neden Sovyetler Birliği’nin nazi Almanya’sından beklediği saldırıda kendini savunabilmesi için bu topraklara ihtiyacı olduğuydu. Ancak savaş sona erip de Almanya yenilince Stalin işgal ettiği toprakları elinden bırakmadı!

Yugoslavya’da Marksist bir hükümet kurulduysa da, o ülkede Rus askeri bulunmadığınından Yugoslavya, Rus uydusu olmadı.

Stalin’in en belli başlı karakteristiği acımasızlığıdır. Hiçbir hoşluk ya da nezaket onu yumuşatmaya yetmezdi. Aynı zamanda paranoyak denilecek derecede kuşkucuydu. Ancak; enerjikliği, ısrarcılığı, kurnazlığı ve inanılmaz derecede güçlü zekasıyla; o çok yetenekli bir insandı.

Stalin’in ölümünden sonra gizli polisin o korkulan pençesi yavaş yavaş açılmıştır.

“İnsanların yaptıkları kötülük kendilerinden sonra da yaşar!” sözü, tarihte en çok onun için geçerli olabilir.

Stalin, tarihin devlerinden ve kısa zamanda unutulmayacak zalim dehalarından biridir.

Sezar; cesur, hareketli ve yakışıklıydı. Ünlü bir Don Juan’dı (zampara) ve o günün baskıcı standartlarına göre her önüne gelenle düşüp kalkan biri olarak tanınırdı. En ünlü ilişkisi kuşkusuz Kleopatra ile olanıdır.

Alman imparatorluk unvanı Kayzer ile Rus imparatorluk unvanı Çar’ın “Caesar” Sezar sözünden türemiş olması adının prestijinin bir göstergesidir.

William, kendisinin İngiliz tahtındaki iddiasını destekleyeceğine yemin edene kadar Harold’u serbest bırakmadı. Pek çok kimse böyle tehditle alınan sözün hukuken ve ahlaken geçerli olmadığını düşünecektir. Harold da böyle düşündü.

Domesday kitabı
Kıyamet günü kitabı

O günden bugüne bütün İngiltere hükümdarları doğrudan onun soyundan (Fatih William-Piç William) gelmektedir.

William’ın kurduğu ve haleflerinin koruduğu güçlü merkezi hükümet ve askeri kaynaklar sayesinde İngiltere, bir daha asla istilaya uğramamıştır.

Freud
Psikanalizin çok pahalı bir tedavi yolu olduğu ve çoğunlukla da başarısız kaldığı doğrudur. Ama bu tekniğin birçok büyük başarısı olduğu da doğrudur. Geleceğin psikologları, baskı altında tutulan cinsel duyguların insan davranışına Freud’çuların iddia ettiğinden daha az rol oynadığı sonucuna varabilirler. Ancak bu duyguların, Freud’dan önceki psikologların inandıklarından daha büyük rol oynadıkları da kesindir.

Jenner, inek çiçeği iltihabını hastalara vererek hafifçe hasta olmalarını sağladı. hastalığı atlayanlar çiçek hastalığına bir daha asla yakalanmadı. Edward jenner tekniğini dünyaya bedava sunmuş ve bundan bir kar beklentisi olmamıştır.

Wilhelm Conrad Röntgen
X ışınları etten geçer ama kemikten geçemez.

İki yüzyıl önce modası geçmiş olduğu sanılan bir bestecinin bugün yaygın bir hayranlık uyandırmış olması gariptir.

Laozi
Konfüçyüs ile laozi arasında açık bir çelişki olduğunda Çinliler Konfüçyüs’ü seçmişlerdir. Laozi onlardan büyük saygı görmüştür. Taocu fikirler Konfüçyüs felsefesine alınmıştır ve böylece kendilerine Taocu demeyen milyonları etkilemiştir.

Voltaire, zamanının ve tüm zamanların en etkili konuşmacısıydı.

O güne dek tüm klasik astronomlar, gezegenlerin yörüngelerinin daireler olduğunu kabul etmişti. Oysa gezegenlerin yörüngeleri eliptiktir.

Kepler
Gezegenlerin Güneş’e olan uzaklıklarının küpü, yörüngedeki dolanma sürelerinin karesiyle orantılıdır.

Newton:
“Diğer insanlardan ilerisini görmüşsem, bunun nedeni devlerin omuzlarında duruyor olmamdır.” kuşkusuz Kepler, bu devlerden biriydi.

Galileo, Ptolemaus kuramını çürütecek korkusuyla Kepler’in başarılarının büyüklüğünü gözardı ediyor.

Kutsal bir haz içindeyim… Kitabım yazıldı. Onu çağdaşlarım veya gelecek kuşaklar okuyacak; hangisinin okuduğum umurumda bile değil. Tanrı, nasıl ki eserini birinin anlaması için 6.000 yıl beklemişse, kitabım da bir okur bulmak için yüzyıl bekleyebilir.

Kepler, 1630’da Bavyera’da Regensburg’da öldü. Otuz yıl savaşları kargaşası sırasında mezarı yok edilmişti. Ancak gezegenlerin hareketi yasaları herhangi bir taştan çok daha kalıcı bir anıt oluşturmuştur.

Leonhard Euler, matematik dahisi
25 yaşında tek gözü görmez oldu; buna rağmen çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürerek yayınladığı parlak makalelerle uzun bir dönem başarılı oldu. 69 yaşında diğer gözünü daha kaybetti. Ancak bu felaket bile araştırmalarını durdurmaya yetmedi. Euler’in mantıksal matematik konusunda inanılmaz bir becerisi vardı ve ölene dek yedi yıl boyunca matematik konusunda birinci sınıf makaleler yayınladı.

Onun yaptığı keşifler hiç yapılmamış olsaydı, bilim ve modern dünya ne kadar farklı olurdu? Leonhard Euler’in durumunda bunun yanıtı kolaydır: Euler’in formülleri, denklemleri ve metotları olmasaydı, modern bilim ve teknoloji düşünülemeyecek derecede geri kalırdı.

“İnsanların hemen hemen tümü çevrelerinin ürünüdür.”
Bu kuramın babası Jean-Jacques Rousseau’dur.

Politik ve toplumsal inançlarımız genellikle duygulara ve önyargılara dayanır.

Rousseau’nun ana sütüyle beslenmenin erken savunucularından olduğunu da kaydetmek gerekir. Kendi çocuklarını terk eden birinin, başkalarının çocuklarını nasıl yetiştirecekleri konusunda ders verecek cürete sahip olması şaşırtıcı gelebilir. Ancak onun fikirlerinin modern eğitim kuramımı derinden etkilediği kesindir.

İnsan özgür doğar; ve her yerde zincirler içindedir.

Ona yapılan eleştiriler haklıdır. Ancak onun iki yüzyıldır modern düşünceyi etkilemiş olan görüş parıltıları ve parlak özgünlüğü eksikliklerinden çok daha önemlidir.

Machiavelli:
Aldatan insan kolaylıkla kandıracağı birini bulur. Aslında insanlık çok basittir. Prens, tüm vaatlere kuşkuyla bakmalıdır.

Machiavelli yeni bir şey öğretmez. Geçmişteki başarılı hükümdarların taktiklerini anlatır.

Mussolini, Napoléon, Hitler ve Stalin Prens kitabı hayranıdır. Pek çok ileri gelen politikacının Prens’i dikkatle okuduğuna hiç kuşku yoktur.

Thomas Malthus
Nüfus geometrik olarak artardı; 1, 2, 4, 8, 16…
Oysa gıda maddelerindeki artış matematikseldi; 1, 2, 3, 4, 5… gibi.
Geç evlilik, evlilik öncesi cinsel perhiz ve evlilikte cinsel birleşim sıklığında gönüllü bir kısıtlama. Ancak Malthus, insanların böyle bir kısıtlamaya gitmeyeceklerini görecek kadar da gerçekçiydi.
Malthus, nüfusu gebelik önleyicilerle kısıtlamayı savunmamışsa da, temel fikirlerinin doğal sonucu buydu.

“İyi yönetilen bir ülke, aşırı nüfus artışı sonunda mutlaka zarar görecektir.” Thomas Malthus

“Eğer herkes dilediği kadar çocuk sahibi olmakta özgür bırakılırsa bunun sonucu yoksulluk olacaktır.” – Aristoteles

Bundan 5.000 yıl sonra Neil Armstrong, John F. Kennedy’den daha çok hatırlanacaktır. Ancak etkinlik bakımından Armstrong ve Aldrin önemsizdirler. O iki kişi bir talihsizlik sonucunda Apollo 11’in fırlatılmasından iki ay önce ölselerdi, yerlerini alacak bir düzine eğitimli ve yetenekli astronot vardı.
Ancak 26 milyar dolarlık Apollo projesini başlatma politik kararını Kennedy vermiştir.

Fatih William
Normandiya Dükü 1. Robert’ın evlilik dışı tek oğlu
İngiltere’yi istila eden adam. (Nalet biri)

Gregory Pincus, Amerikalı biyolog
Diyafram güvenli ve etkilidir, ancak kadınların çoğu bunu kullanmakta isteksizdir. Hapın ilk denendiği yıllarda yüzlerce kadının bu hiç denenmemiş ve belki en tehlikeli doğum kontrol yöntemini, güvenilir ve denenmiş diyaframa yeğlemiş olması enteresandır.

Dünyanın hiçbir yerinde komünist hükümet, yerine iyice yerleştikten sonra devrilmemiştir. Ülkedeki bütün güç kurumlarını; basını, bankaları, kiliseleri, işçi sendikalarını sıkı bir denetim altına alan komünist hükümetler, bir iç darbe olasılığını ortadan kaldırmış görünmektedirler. Zırhlarında zayıf bir nokta varsa da, bunu henüz kimse bulamamıştır.

Lenin tüm yaşamını baskıyı ortadan kaldırma çabasıyla harcamış olabilir, ama eylemlerinin net sonucu kişisel özgürlüklerin hırpalanmasıyla sonuçlanmıştır.

Suy Wen Di
İmparatorun en önemli reformlarından biri devlet memurlarını sınavla seçmek olmuştur. bu sistem, üstün yetenekli insanların devlet kadrosuna girerek halka hizmet etmesi ve yönder olması gibi sonuçları doğurmuştur.
Eskiden memurluk babadan oğula geçerdi.

Suy Wen Di, “kaçınma kuralı”nı başlattı. Bu kuralda valiler, doğdukları eyalette valilik yapamazdı. Bu sayede iltimas ve güçlü taban yaratma riskinin önüne geçilmiştir.

Vasco da Gama ile Kristof Kolomb kıyaslamasından Gama üstün çıkar. Onun yolculuğu daha etkileyici bir başarıdır. Hem yol hem süre bakımından Kolomb’unkinden daha uzundu. Daha iyi bir denizcilik bilgisi gerektiriyordu. Kolomb rotasından şaşmış olsaydı bile Yeni Dünya’ya erişecekti; oysa, da Gama, Ümit Burnu’nu kaçırabilir ya da Hint Okyanusu’nda kaybolabilirdi. Ayrıca, Kolomb’un aksine, da Gama erişmek istediği hedefe varmıştır.

Pers İmparatorluğu kurucusu Büyük Kyros’un ilk hedefi, efsanevi bir servetin sahibi Lidya imparatorluğu kralı Kyros’tur. Kyros’un demiri Kroisos’un altınından üstün çıktı ve Kyros, MÖ 546’da Lidya İmparatorluğu’nu fethedip Kroisos’u tutsak etti.

Zamanına göre çok insaflı bir komutandı. Pers İmparatorluğu’nu kendi bağımsızlıklarına bir tehdit olarak gören Yunanlılar bile Kyros’tan saygın bir hükümdar olarak söz etmişlerdir.

Kyros döneminde Mezopotamya dünyanın en zengin, kültür bakımından en ileri bölgesiydi. Kyros öldükten sonra, ne Mezopotamya, ne Mısır, politik ve kültürel açıdan bir daha asla uygar dünyanın merkezi olmamıştır.

20. yüzyılda pek çok devlet başkanı, ülkelerini batılı yöntemler, bilim ve teknoloji alanında geliştirmiştir. Ancak 1700’lerde batılılaşma fikri bu denli yaygın değildi. Petro’nun dahiliği, batılılaşma ve modernleşmenin önemini iki yüzyıl önceden sezmiş olmasında yatar. Petro işte bu denli ileri görüşlü bir hükümdardı.

Yakın zamanların politik bir kişisinin uzun vadeli etkisini değerlendirmek her zaman güç olmuştur.

Parlak bir üslupla yazılmış.

Günümüzde rüşvet alan ya da kamunun güvenini kötüye kullanan yüksek düzey politikacılara rastlanır. Bu tür insanlar yakalandıklarında genelde ağlayıp sızlanırlar ve genelde herkesin aynı şeyi yaptığını söyleyerek kendilerini savunurlar. Bu savunma ciddiye alınsa, yolsuzluk yapan hiçbir politikacının, diğerleri de cezalandırılmadıkça cezalandırılmaması gerektiği anlamı ortaya çıkar. Ancak, Bacon’ın bu konudaki düşüncesi bundan farklıydı:
“Ben İngiltere’de son elli yıldaki yargıçların en adiliyim, fakat parlamento da son 200 yıldır verdiği en adil kararı verdi.

“Gençler, yargılamadan çok yaratmaya, fikirden çok eyleme, kurulu işlerden çok yeni projelere yakındırlar… Yaşlılar çok itiraz ederler, çok düşünürler, az serüvene atılırlar… Her ikisinden de yararlanılması elbette iyidir… Çünkü her iki yaşın erdemleri ikisinin de kusurlarını düzeltebilir.” – Francis Bacon

Henry Ford
Karmaşık işler; uzun eğitim dönemleri gerekmeyen deneyimsiz işçiler tarafından (Bunlardan bazılarının zeka derecesi düşük, kimi cahil ve özürlü olabilirdi) yapılabilecek kadar basit parçalara bölünmeliydi.

Taltif: iyilik ederek gönül alma.

Mengzi, bir yandan servetin daha eşitlikçi paylaşımını isterken, diğer yandan serbest ticaret ve düşük vergiler istemekte ve bu iki politika arasında olası çatışmaları ortaya koymamaktadır. Bunları söylemek, ne de olsa Kongre’ye girme yarışında olmayan Mengzi’ye haksızlık olarak görülebilir. Bir filozof, kısmen tutarsız da olsa, bazı değerli genel ilkeleri ortaya koyup da, bu ilkeler arasındaki çatışmaların nasıl çözümleneceğini kesin olarak belirtmezse bazı şeyler kaybeder. Buna rağmen uzun vadede, ilkelerini Mengzi’den çok daha açık bir şekilde belirten Machiavelli gibi bir filozof, insan düşüncesi üzerinde çok daha etkili olmuştur.

1588’deki Büyük Deniz Savaşı İspanyol armadasının kesin yenilgisiyle sonuçlandı. Bu savaşın sonunda İngiltere, dünyanın en büyük deniz gücü oldu ve bu durumunu 20. yüzyıla dek korudu.

Geçmişe baktığımızda İspanya’nın İngiliz bağımsızlığına ciddi bir tehdit oluşturmamış olduğunu görüyoruz. İngiliz donanması ile İspanyol armadası arasındaki savaş da pek denk değildi. İngilizler bir tek gemi kaybetmediler. Ayrıca; İspanya, İngiltere’ye asker çıkarsaydı bile bunlar ülkeyi fethedemeyeceklerdi. İspanyol askerleri, Avrupa’nın hiçbir yerinde başarılı olamamışlardı ki. İspanya’nın, küçücük Hollanda’da bir ayaklanmayı bastıramazken, İngiltere’yi fethetmesine olanak yoktu. 16. yüzyılda bir İngiliz milliyetçiliği, bir İspanyol fethini mümkün kıldırmayacak kadar güçlenmişti.

Gorbaçov’un daha muhafazakar olan Victor Grishin’den az bir oy farkıyla ileri geçtiği söylenmektedir. Birkaç kişinin oylarını başka türlü kullanması halinde tarih ne kadar da farklı olabilecekti.

Uluslararası gerginliği azaltan bir başka hareket de Gorbaçov’un Afganistan’dan Sovyet askerlerini çekme kararı oldu. Sovyet Ordusu 1979’da, Brejnev döneminde Afganistan’ı işgal etmiş ve ilk başta büyük bir askeri başarı kazanmıştı. Ancak Reagen’ın Afgan gerillalarına Stinger yerden havaya füzeleri verme kararıyla (bu, sovyet hava gücünün etkinliğini önemli ölçüde azalmıştı) akıntı tersine döndü ve sovyetler, uzun ve sonuçsuz bir savaşın batağına saplandılar.

Ancak o yılın sonunda tüm düzen, fırtınaya kapılmış iskambil kağıdından evler gibi birbiri ardından yıkıldı.

Krenz, 9 Kasım’da Berlin Duvarı’nın açılacağını ve Doğu Almanların serbestçe batıya geçebileceklerini bildirdi. Tarihte, bu denli sevince neden olmuş çok az bildiri vardır ve pek az kararın böylesine ani ve derin etkisi görülmüştür.

Berlin Duvarı’nın açılışı, “Aslında önemli olanın gerçekler değil de, insanların, onları görüşü” olduğu filozof deyişini doğrulamıştı.

Litvanya bağımsızlığını ilan etti. Litvanya küçük bir ülkedir ve Sovyetler Birliği için askeri ve ekonomik bir önemi yoktur. Ama Litvanya önemliydi. Çünkü oradaki kalkışma bastırılmayınca diğer Sovyet uydu devletler de bundan umut ve cesaret aldılar.

Gorbaçov’un eylemlerinin en önemli bazı sonuçlarının (Almanya’nın birleşmesi, Sovyetler Birliği’nin dağılması ve komünizmin çökmesi gibi) onun kararları sonunda olmadığına işaret edilmiştir. Bu olabilir, ama yine de onun önemini azaltmaz. Bir politik liderin ya da herhangi birinin etkinliği, eylemlerinin sonucu ile belirlenir, niyetleri ile değil.

Gorbaçov sayesinde altı ülke Sovyet kontrolünden çıkmıştır ve bu değişim bir daha geri döndürülemez.

Mısır firavunları genelde göstermelik kişiler değil, büyük yetkiye sahip gerçek hükümdarlardı. Ayrıca, tarih bize krallıkların, beceriksiz bir kral altında pek seyrek olarak önemli fetihler yaptıklarını söyler. Yetenekli liderlik olmadan fethedilen yerlerin elde tutulup pekiştirilmesi de pek olası değildir. Bu nedenle Menes’in, gününün büyük olaylarında çok önemli bir faktör olduğu olasılığı çok büyüktür.

*

Güvenilir bilgi olmadığından rolü hakkında ancak bir tahminde bulunabiliriz. Fakat bunun çok önemli bir rol olduğunu tahmin etmek de yanıltıcı olmayacaktır.

Belki de Homeros diye biri yoktu ve şiirler, çeşitli yazarların şiirlerinden zaman içinde başkaları tarafından derlenmişti. Araştırmacılar bu soruları yıllarca incelemişler ve bir fikir birliğine varamamışlardır; o zaman klasik araştırmacı olmayan biri gerçek yanıtların ne olduğunu nasıl bilebilir? Bu yanıtları ben de bilmiyorum.

Homeros’un büyük şöhreti göz önüne alındığında onu listenin sonlarına yerleştirmekte epey korku çektiğimi kabul ederim. Bunu yapmamın bir nedeni, diğer edebi ve sanatçı kişilere de alt sıralarda yer vermiş olmamdır. Homeros’un durumunda, şöhreti ile etkisi arasındaki tutarsızlık çok önemli görünmektedir.

Harcanmayan bir kuruş kazanılan bir kuruştur.

Homeros MÖ 8. yüzyılda İlyada ve Odysseia’yı yazmasaydı, klasik Yunan şair ve yazarları Sofokles, Euripides ve Aristoteles eserlerini nasıl yazabilirdi?
Hepsi onun geleneğinden yetişmişlerdir.

Caynacılar Karma’ya, yani bir hareketin ahlaki etkilerinin insanın gelecekteki varlığını etkileyeceğine inanırlar.
Caynacılığın önemli bir yanı da Ahisma, şiddet aleyhtarlığı doktrinini vurgulamasıdır. Caynacılar, Ahisma’nın insanlara olduğu kadar hayvanlara da şiddet gösterilmemesini kapsadığına inanırlar. Bu inancın sonucu olarak Caynacılar vejetaryendir. Ancak sofu Caynacılar bundan ötesine de giderler:
Sofu bir Caynacı sinek dahi öldürmez, yanlışlıkla bir sinek yutup öldürmemek için karanlıkta yemek yemez. Zengin Caynacılar, yürürken yanlışlıkla bir böceğe basamak için önlerini süpüren bir adam tutar.
Tarıma elverişli topraklarda yaşamalarına rağmen tarımla uğraşmazlar. Ticaret ve maliye ile ilgilenirler.

Hiç kimsenin İtalyan Filozof Tommaso kadar ayrıntılı ve çok dikkatli bir düşünceyle hazırlanmış komple bir felsefe sistemini ortaya çıkarmış olmadığını söylemek mümkündür. Okur, Tommaso’nun varsayımları ya da sonuçları ile aynı düşüncede olmasa bile onun çok güçlü zekası karşısında etkilenmekten kendisini alamaz.

Keops
Büyük Piramit’in insan tarafından yapılan en olağanüstü yapı olduğu söylenebilir. Bu, eski çağlarda bile Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri olarak kabul edilmekteydi. Diğer altı anıt çoktan yıkılıp yok olmuşsa da, Büyük Piramit, onu yaptıran kralın gösterişli bir anısı olarak hala ayakta durmaktadır.

Piramit’in inşasının kusursuzluğu ve boyutları ürkütücüdür. Büyük Piramit’in en üst on metresi yıkılmışsa da hala 135 metre yani otuz beş katlı bir bina yüksekliğindedir. inşasında her biri iki buçuk ton ağırlığında 2.300.000 taş blok kullanılmıştır. Büyük Piramit’in içinde odalar ve koridorlar bulunduğundan kullanılan taşlar değişik boyutlardadır ve bu da inşaatı daha da güçleştirmiştir.

Kırk altı yüzyıl önce ellerinde modern bir araç ve makine olmayan eski Mısırlıların bu dev anıtı nasıl inşa edebildikleri kesin olarak bilinememektedir. Ancak bu dev eser için ülkenin kaynaklarının başarıyla kullanılmasında çok titiz bir planlama ve çok üstün idari yetenek gerektiği açıktır. Büyük Piramit’in inşasının yirmi yıl sürdüğünü kabul edersek, bu her gün 300 taş blokun yerine yerleştirilmesi gerektiği ortaya çıkar. Bu sayıda taşı ocaklardan çıkarmak, piramit inşa alanına taşımak, onları istenen boyutlarda kesmek ve yerlerine yerleştirmek çok büyük bir işti. Blokları nakletmek için bir donanma, işçi ordusunu beslemek için çok iyi planlanmış bir ikmal düzeni gerekliydi.

Büyük Piramit 4500 yıldır ayakta kalmıştır ve modern mühendislerin inşa ettikleri her bina toza dönüştükten sonra da herhalde ayakta kalmaya devam edecektir. Anıt hemen hemen yıkılmaz bir yapıdır; bir atom bombasının üstüne isabet etmesiyle bile ortadan kalmayacaktır! Ama ağır ağır erimektedir. Ancak erozyon oranıyla dahi bir milyon yıl daha ayakta kalacağı hesaplanmaktadır.

Dünya üzerinde gerçekten damgasını bırakmış olan Keops’un belki de yaşamış olan herkesten fazla kalıcı bir üne kavuştuğu söylenebilir.

Gandhi’nin pasif direniş tekniğinin İngilizler’i Hindistan’dan çekilmeye ikna etmekte başarılı olduğu doğrudur. Ancak, Hintliler daha sert yöntemler belirlemiş olsalardı Hindistan’ın bağımsızlığa daha erken kavuşacağını iddia edenler de olmuştur. Gandhi’nin Hindistan’ın bağımsızlığını çabuklaştırdığı mı yoksa ertelediği mi konusunda bir karara varmak güçtür.

Leonardo da Vinci
Aradan geçen yüzyıllar onun belki de gelmiş geçmiş en parlak evrensel deha olarak ününü gölgelememiştir. Eğer bu, ileri gelen kişilerin bir listesi olsaydı Leonardo mutlaka ilk elli arasına girerdi. Ancak yeteneği ve şöhreti tarihteki etkisinden azdır.

Leonardo geride kalan not defterlerinde, uçak ve denizaltı gibi pek çok modern icadın çizimlerini bırakmıştır. Bu not defterleri onun zekasının ve özgünlüğünün kanıtlarıysa da, bilimin gelişmesinde hemen hemen hiç etkin olmamıştır. Leonardo bu icatların modellerini yapmış değildi. İkinci olarak, fikirleri zekice olmakla birlikte, bu icatların da çalışmayacakları açıktır. Bir uçak ve denizaltı fikrine sahip olmak başka, çalışan bir modelini yapmak başka şeydir. Büyük mucitler parlak fikirlere sahip olup bunların peşini bırakan kişiler değildir; bunlar daha çok Thomas Edison, James Watt ya da Wright Kardeşler gibi mekanik beceriye sahip, işleyen bir şeyi yapmak için ayrıntıları bulacak ve güçlükleri aşacak sabıra sahip insanlardır. Leonardo bunu yapmamıştır.

Not defterleri yayınlandığında (bunları aynadan görüldüğü gibi, tersten yazmıştır) bu icatlar ardındaki fikirler başkaları tarafından bulunmuştu.

Birini tamamlamadan başka bir işe geçmesi olağanüstü yeteneklerinin büyük bir kısmını boşa harcamasına neden olmuştur.
Ünlü bir mimar olmasına karşın bitirilmiş bir binası yoktur.

Listedeki on sekiz İngiliz’den beşinin İskoçyalı olması da ilginçtir. Beşi de listenin üst sırasında yer almıştır. İskoçlar dünya nüfusunun yüzde birinin sekizde birini oluşturduklarından, bu gerçekten de şaşırtıcı bir yetenek ve başarı birikimini temsil etmektedir.

Listedekilerin on dokuzunun hiç evlenmemiş olması da ilginçtir. Evli olanların bazılarının çocuğu olmamıştır. Bu listedeki en az yirmi altı kişi çocuksuzdur. Bu kitaptaki insanların yarısının yaşayan soyları maalesef yoktur.

Bu listedekilerin en azından onu damla hastalığına yakalanmıştır.
Doktrin: “Dünya tarihi, dünyanın yargılama salonudur.” – Friedrich Schiller