203_o
Bu uyarlamada gerçek olaylardan esinlenilmiştir.
Bazı sahne, karakter, isim, iş, vaka, yer ve olaylar
dramatik gerekçeler sebebiyle hikayeleştirilmiştir.

Madde 120
Kasım 2005
25. Yaş

İnternet kafede yeterince para kazanamayınca Kirli’yle lpg sektörüne geçtik.
Başarısız olduk. Fakat bunlar bahane değil.
Binlerce neden bulsanız dahi, başarısızlık yine de başarısızlıktır.

Lpg işini bırakıp kafeye dönme konusunda ikircikliydim. Akşam, müthiş insan, olağanüstü kişi, değme profesöre taş çıkartacak kertede ilim irfan sahibi Özbey amcamla bu konuyu konuşmak için buluştuk. (Minikbüs sahibi)
“Ben geçmişte böyle durumlarda kararsız kaldığımda ne yaparım biliyor musun yegen?” dedi.
“Neymiş amca,” dedim.
“Bir şişe içki al, eve git ve sarhoş olana dek iç! Sonra doğru kararı vereceksin.
Bu tür durumlarda ben de öyle yapıyorum.” dedi.
“Yahu amca,” dedim, “İyi güzel de, sen zaten her akşam içiyorsun.”
“Orası öyle, ama sadece böyle çözüm bulabilirsin,” dedi.
İlginç bir şekilde dediklerini uyguladım ve işe yaradı.
Ertesi gün de lpg işini bıraktım ve kafeye döndüm.

*

Küçük minikbüsünden sıkılan amcam daha iyi bir araç istiyordu.
2006 Model Beyaz Hyundai H100 Minibüs.
Borçlu geçmişi bankaların hoşuna gitmedi ve ona kredi vermediler.
Burada devreye ben giriyordum. Dürüst ve saf esnaf…

“3 yıllık krediyle bu minibüsü alırız yegen. 0 km. bir beyaz güvercin.
Minibüs nasıl olsa senin adına olacak, taksitlerini de ben ödeyeceğim.
Çok kızarsan çeker alırsın altımdan. Hem ben sana yanlış yapar mıyım?
Çok çalışırsam iki, hatta bir yılda tüm borcunu kapatırım.”

Evet, ama bunlar sadece cümleler, gerçekler değil!
İnsanlar kelimeleri istedikleri gibi kullanabilirler.
Çünkü bu sahte söylemler, onları asla gerçek eylemler kadar zora sokmaz.
Ayrıca hiçbir sözlerini tutmak zorunda bile değiller.
Bunu kontrol eden ne bir imza, ne merci, ne de bir makam var.
Hem ‘itibar’ dediğin pırlantayı, kendinde barındırmayan zaten sorun etmez ki…

Benim haysiyetim gittikten sonra, sen ödesen ne, ödemesen ne?..
Balık demiş: ben öldükten sonra s*keyim engin denizleri.

*

İlk düğmesi yanlış iliklenen gömleğin, tüm düğmelerinin yanlış gitmesi gibi,
amcamın da hayatı yokuş aşağı gidiyordu.
Kira vermeden oturduğu kayınpederinin evine kaçak elektrik bağlatan o,
her ay onlardan aldığı elektrik parasını içkiye yatıran yine o!..

*

Soluğun bedene can vermesi gibi kredi de insana güç ve kudret verir.
Ama ya ödeyemezsen… Aynı kredi sana zulüm olur.
Borç alırken, en büyük dostun olan banka, evine icra gelince düşmanın oluverir.

Kiralık internet kafeyi, tüm gün sokaklarda deterjan satan amcam bulmuştur.
Bana manevi olarak çok moral ve destek vermiştir.
Birkaç defa da borç para verdi ve tamamını geri ödedim.
Fakat aşağıdaki zulüm ve baskı bana reva mı?
Peki tüm bunlara karşın, ona bu yakıştı mı?

Hyundai & Özbey Bey
1. 2006’da referansımı kullanarak Akbank’tan adıma çekilen krediyle macera başladı.

2. Birkaç ay sonra taksitleri ödemeyerek köye kaçtı.

3. Her gün banka tarafından aranıyordum. Utancımdan telefonlara çıkamadım.

4. Taksitlerin 1-1.5 kadarını ben yatırmak zorunda kaldım.

5. Köyden bir tanıdık bularak kaçağı telefona istedim.
“Bir şeylerden uzaklaşmak istedim yegeni, bunalımdaydım ve kaçtım!” dedi.
“Peki ben nereye kaçayım amca?” dedim. Aracı da alıp kaçıyorsun.
14772058187_426aa52f4c_b
6. Neyse ki kaçak bir hafta sonra kürkçü dükkanına döndü.
Krediyi benim ödemem onu duygulandırmıştı.
Ama bir hafta çalışmadığı için parası yoktu. Nasıl mı ödedi?
Ayran, yoğurt ve çekiliş gibi ıvır zıvır mallarla!
Bir de onları satıp paraya çevirmeye çalıştım.

7. Bankacı kadın taksitler için her ay beni arıyordu.
Başta şu açıklamaları yapıyordum:
“Eee bu aracı aslında amcam aldı.
Kendileri hafif dolandırıcı olduklarından onlara kredi çıkmadı.
Aslında gerçek borçlu odur.
“Araç sizin adınıza beyefendi!”
“Doğru, siz de haklısınız. Ben kendisine en asil duygularımı ileteyim.”
Her ay amcamla da telefon trafiğimiz vardı.

8. Kredi notum ve itibarım iki paralık oldu.

9. Ne hazindir… Amcamın, değil üç, en çok iki senede arabanın borcunu bitireceğinin sözünü vermesi. Tabii ki bu sözünü tutmaması.

10. Kredili araçlarda kasko ve sigorta yaptırmanız zorunludur.
Hatta hayat sigortası bile isterler.
Siz geberirseniz veya araç pert olursa, banka parasını garantiye almalıdır.
Aracın kaskosu ve sigortası yapılmadığı için bankadan sık sık aranıyordum.

11. Sinirli ses titremesine sahip bir adam kafeyi aradı.
Önce tüm sülale eşrafımızın kulaklarını çınlattı.
İstemeden de olsa repertuvarımda olmayan bir sürü küfürü sayesinde öğrendim.
Ardından iyi niyetime ve nazik konuşmama binaen,
Menemen’de yürürken, bir minibüsle rahatsız edildiğini,
plakayı alarak trafikten numarama ulaştığını
hiddetinin layığının ben olmadığımı
düzgün bir dille anlatarak konuyu açığa kavuşturdu.

Sonradan öğrendik ki:
Yavuz amcam, Özbey amcam ve Mehmet abi, Menemen’de adamın birini delirtmişler.

12. Minibüsle kaza geçirmişler. Geçmiş tarihli sahte sigorta denemişler.
Başarısız olmuşlar.

13. Karslı bir esnafa aracın kasko ve sigortasını veresiye yaptırmışlar.

14. Zavallı adamın parasını ödememişler.
Adam bir şekilde bana ulaştı.
Amcama bildirdim, ama nafile.
Bir hafta sonra sigortacı avukatı aracılığıyla tebligat gönderdi.

15. Araç sahte vizeden jandarmaya yakalanmış.
Ruhsatın bir yaprağı jandarmanın yedinde duruyor.
Hakkımızda açılan bir dava var.

16. Yavuz bey direksiyonda, ters şeritten Golf’e kafadan giriyorlar.
Sigorta yok, kasko yok. Ama muska var.
Karşı tarafın kasko şirketi Anadolu Sigorta dava açıyor.
4.800 liranın ($: 1.35/3.555 $) ödenmesi için 6 ay süre tanıyorlar.
Tahmin ettiğiniz gibi paranın çoğu ödenmiyor.

17. Araç onarılmazsa deterjan işine çıkamaz ve para kazanamazlar.
Eski bir ön kupa satın alarak araca kaynak yapılması gerekiyor.
Bu kara lekenin temizlenmesi için 1.500 lira Özbey beye veriyorum.
Bu para, hiçbir şekilde aracın onarımını hızlandırmıyor.

18. Adıma kayıtlı araçlar: Audi A 3 ve Volkswagen Golf 4.
6 ay sonra A3 ve Golf’e yakalama kararı çıkarılıyor.
Sigorta şirketi alacağına mahsuben haciz deniyor.
Ya kafemin önünden vinçle arabalarımı kaldırsalardı…
Komşularımın yüzüne bir daha nasıl bakacaktım?

19. Borcu kendim kapatmak zorunda kalıyorum.
Yavuz beye kalan 3.000 lirayı ödemesi için bir ay süre veriyorum.
Bu paranın sadece 1.000 lirasını ödüyor. Ben de dava açıyorum.

20. Aracın trafiğe ceza ve vergi toplam 6.000 lira borcu çıkıyor.

21. Aracın vizeye ceza borcu çıkıyor.

22. Araçtan dolayı 950 lira Özbey bey, 2.000 lira Yavuz beyin bana borcu var.
49811237497_24838e10f2_o
23. Bir gün isyan ettim ve amcamdan aracı teslim etmesini istedim.
Elimi uzattım ve “Anahtarları ver,” dedim.
Bu sert söz, tatlı bir baba otoritesiyle söylenmişti.
Elindekilerin hepsini tek taşa oynamış oyuncu gibi gözlerini göğe kaldırıp
anahtarları masaya bırakıverdi. Ona acımamı bekliyordu.
“Ben seni korumak için elimden geleni yaptım,” dedim.
Benim koruyucu kanatlarım altında bir çocuk gibi uysallaştı.
Dayanamadım ve ekmek teknesinin anahtarlarını asıl sahibine geri verdim.

24. Araç hala üstüme kayıtlı, kurtulamadım.
Kanun, araç sahibine cezayı kesiyor.
Sen de sürücüye rücu edersin, diyor.
Geceleri uyuyamıyorum. Antidepresan haplar kullanıyorum.
Sarhoşken bir çocuğu ezerlerse mahkemeye çıkacak olan benim.
Yaşamı adalet üstüne kurulmuş bir insana… bunlar ağır geldi…

25. Avukat Ekrem abinin planını devreye soktuk.
Senetle kendimi borçlandırdım. Karşı taraf araca haciz koydu.
Soğuk bir kış günü amcamın adresini icraya bildirdik.
Harç yatırdık. Memuru kendi aracımızla aldık ve adrese götürdük.
Aracın yerinde yeller esiyordu. Başka gün yapmayı düşündük.
Harç paramız yanmıştı. Her denemede para yatırmak zorunluydu.

26. Haftalarca süren stresli bekleyişim. Uykusuz gecelerim…
Bir mucize oldu ve üç hafta sona trafik aracı bağladı.

27. Her iki amcam tarafından aranarak defalarca tehdit edildim.
“Borcum vardı aracı haczettiler.” dedim. Tabii ki inanmadılar.
“O zaman para verin, borcumu kapatayım,” dedim.
Onlardan para çıkar mıydı ki?

28. Yavuz amcam, Özbey amcamla kafeme geldiler.
Özbey amcam araçtan indi ve yanıma geldi.
Yüzü, tiyatrodaki dudakları sarkık ağlayan yüz maskeleri gibiydi.
Minibüsle ilgili dertleri en başından anlattım.
Madde madde saydıkça ikna olacağını umuyordum.
Art düşüncelere sahip, kelimelerimde kendi düşünce çizgisini arayan insanlar gibi, söylenenlerin tek sözcüğünü bile anlamadan dinlemişti.
“Olsun, biz de zamanında sana çok yardım ettik,” serzenişini savurdu.
“Bir dakika amca,” dedim. “ikimiz de taktığımız maskeleri bir tarafa bırakalım
ve her şeyi yerli yerine koyalım. bunlar çok farklı şeyler.
Boyun eğen biri gibi değil, tartışmaya hazırlanan bir hasım gibi durdu.
Göz bebekleri kararmıştı. “Bunun hesabını vereceksin.” dedi ve gitti.

29. Yediemin: Taraflar, hukuki uzlaşma sağlayana dek mallarının emanete alındığı depo.

Yediemin Otoparkı’na aracı almak için Kirli’yle gittik.
Soğuk kış günü, Menemen ayazı, araçların üstünde donmuş buzlar çıtırdıyordu..
Araç çalışmadı. Yeni akü satın aldık geldik, bu sefer marş motoru bozuldu.
Elektrikçi aldık getirdik. Marş motorunu tamir etti ve gece aracı aldık.

30. Aracı dört defa iç-dış yıkadık da yine temizleyemedik.
Her yerinde bira şişeleri, çöpler, sopalar, fırçalar…
Kaporta eksiklerini yaptırdık. Aracın tabanı çürümüş.
Millet üstü açık cabrio arabayla gezer, bunlar altı açık arabayla.

31. Araç iki gün beklese çalışmıyordu. Her gün marşa basmak gerekliydi.
Aracın hava filtresi abanoz renginde kararmıştı. Araçta su kalmamıştı.
Aylarca ekmek yedikleri araca böyle davrananlar kime acırlar?
Araçla uğraşırken açık bahçe kapısından eğitimli Alman çoban köpeğim firar etti.
Çok pahalı bir hayvandı. İşte böylesi uğursuz bir araçtı.
Neyse sonra köpeği bulduk. : )

32. Aracı üç yıl kullanmışlar, vergi borcunu bir kere yatırmamışlar.
Trafik cezaları 14 taneydi. Hepsini kapattım.

33. Aracı vizeye soktuk. Vizeye geç girme cezalarını ödedik.

34. Akbank’tan rehini kaldırdık. Noterden rehin kaldırmayı onaylattık.

35. “Ruhsatın bir yaprağı jandarmada,” diyemedik.
Bu yüzden “ruhsat kayıp,” diyerek, yenisini çıkarttık.

36. Halen iki adet aleyhimize, bir adet de lehimize dava yürüyor.

37. Yavuz bey, ona açtığım davanın duruşmasına bir gün kala kafeye geldi.
Yanında kısa boylu, at hırsızı biri vardı.
“Yarınki davadan çekilmezsen seni öldürürüm.
Bu seni yeterince korkutmazsa seni sakat bırakırım.
Ömür boyu topal dolaşırsın.”

Bir yılan tarafından yüreğimden ısırılmıştım.
Bir düşman edinmek için kime ne kötülük yapmıştım?
Bu işin suçlusu onlar değil miydi?
Ama bilirsiniz… Suçlular, suçu üzerlerine almaktan pek hoşlanmazlar.

38. Davadan çekilmedim ve kazandım. Ama Yavuz beye icra göndermedim.
Bunu kendime yakıştıramadım. Hala alacağım vardır. (2020)

39. İstanbul’dan biri engelli oğluyla araca talip oldu.
Gelirken çikolata getirmişti. Benden büyüktü ama ‘abi’ diyordu.
Hayatımda gördüğüm en saf insandı.
İlanlar arasında en ucuzu benim minibüstü.
Her şeyi açık açık söyledim. O da bir başkasına satacaktı.
Araç öyle gudubet ki, ister inanın, ister inanmayın,
satış için gittiğimiz Çiğli noterine tam girerken Yavuz amcamı gördüm. : )
Ta Karşıyaka noterine gitmek zorunda kaldık.
“Bu noter dandik,” dedim. Karşıyaka’ya gidelim.
Adam saygısından ne olduğunu bile sormadı.

Piyasası 11.000 TL olan aracı,
5.500 TL’ye ilana koyyup,
pazarlıklar 4.500 TL’ye zor sattım.
Aracı ayağa kaldırmak bana 12.000 TL’ye mal oldu.
Manevi kayıpları varın siz hesaplayın…

40. Birkaç hafta sonra Tedaş kafeye geldi.
“Kaçak elektrik ihbarınız var,” dedi.
Sonra da çekip gitti.
Yıllar sonra babamın cenazesinde Özbey bey bana şu itirafta bulunacaktı:
“Sizi Tedaş’a şikayet eden bendim!”

41. Kere maşallah! Çiçek Abbas mı daha çok sıkıntı çekmiş, yoksa ben mi?..
Doktrin: “Bazen bir iyilik, seni kurşundan daha hızlı ölüme götürür.” – Carlito’nun Yolu