253/365
Madde 50
Ekim 1991
11. Yaş

Babamdan ayrılmış olan annemin Bayraklı’daki kiralık evindeydik. Bazen Karşıyaka’da üvey annemde kalıyorduk. O evin buzdolabı çok renkli ve doluydu. Babamın kırtasiyesine yakın bir apartmanda kalıyorduk. Zengin bir semtti.

Kavgada baş edemeyeceğim şişko bir çocuk vardı. İnatçı ve sevimsiz tiplerdendi. Ondan nefret ediyordum. Birinde çocuklarla oyuna dalmışken çöpten bulduğum karton kutuyu koşarak kafasına geçirdim. Kutuyu kafasından çıkarana dek benden bir araba dayak yedi. Sonra peşime düştü ama nafile. Bu küçük olay, kendine güvenini yitirmesine neden oldu.

Aynı akşam, sapanlar elimizde, mk ile mahallelerdeki sokak lambalarını indiriyorduk. Beyaz karpuzların kırılıp asfaltı buzlaması çok güzeldi. Zengin bir evde çöpün yanında bez bir çuval bulduk. Açtığımızda gözlerimize inanamadık. Ağzına kadar oyuncakla doluydu. Mızıka, bebek, uzaktan kumandalı araba, oyun kağıtları, su tabancaları, çatapatlar… Oyuncakların ufak kusurları vardı. Fakat çoğu yeniydi. Çuvalı sırtlanıp eve geldik.

Zengin p*çlerinin atmaya layık gördüğü oyuncakları, biz gariban gurebalar için yılbaşı hediyesiydi. Noel bu yıl erken gelmişti…
Akşam babam geldi ve sordu,
– Bunları nerden buldunuz?
Bulduğumuz yeri tarif ettik.
– Hemen bu çuvalı aldığınız yere bırakın. Bir daha da sakın başkalarının eşyasına dokunmayın!

Onların çöpe atıldığına babamı ikna etmek kolay olmadı.
Ah baba!
Çevrendeki kötülükleri asla göremedin.
Ama doğruyla yanlışı ayırmada herkesten iyiydin.
31722539622_2acdc3c13d_o
Doktrin: “Biz böyle eğilmezdik çocuklar olmasaydı…” – Behçet Necatigil