
çocuklar, yetişkinlerin dünyasında kendilerini güçsüz hissederler ve çektikleri acıyı,
isteklerini yaptırmak için bir bahane olarak kullanırlar.
“iş hayatı yükselme ve alçalmalardan oluşur. yükselen dalga insanı bolluğa taşır.
bu dalgayı kaçıranların tüm hayatı yokluk ve acılarla geçer.” – julius caesar
eylemlerinizin ardındaki amacı açıklamayarak insanları dengesiz ve karanlıkta tutun.
sizi çözemezlerse bir savunma da hazırlayamazlar.
xiv. louis bakanları dışında kimseyle görüşmez, saray mensuplarıyla sadece
vazifeleriyle ilgili konuşurdu.
kimse onun duymak istediği şeyleri söyleyerek onu alt edemezdi.
çünkü asıl fikrini bilemiyorlardı; tersine, konuştukça kendileri hakkında daha fazla şey
açıklıyorlardı.
kral bu bilgileri, daha sonra onlara karşı kullanıyordu.
her insan kendisinin haklı olduğuna inanır ve tartıştığı kişi, sağır kulaklara hitap eder.
ayrıyken daha çok seversiniz.
çünkü siz uzaktayken, sevgilinizin hayal gücü harekete geçer ve anılar da bu sevgiyi güçlendirir.
teklifleri saygısız ve küstahça bile olsa insanları geri çevirirken kibar ve saygılı olun.
karşınızdaki zayıf görünse bile aşağılama isteğinizi yutun.
alacağınız tatmin, o kişi bir gün güçlü konuma geçerse göreceğiniz zarara kıyasla çok az olacaktır.
bugün önemsiz ve değersiz birisi, yarın büyük bir hakan olabilir.
yanlışlar affedilir ama küçümseme asla!
gururumuz bunu sonsuza dek hatırlar.
güçlü ve başarılı olmanız, olaylar üzerindeki kontrol derecenize bağlıdır.
sorunun büyük kısmı, insanların size, düşünce ve planlarının tamamını söylemediğinden kaynaklanır.
eylemlerini önceden tahmin edemez ve karanlıkta kalırsınız.
bunun içindir ki casusluk, size üçüncü bir göz verirken, 🪬
yanlış bilgi de düşmanınızın bir gözünü çıkarır.
rakiplerinizi incelerken somut bilgi, içgüdülerinizden daha değerlidir.
büyük yeteneği olan insanlar yavaş hareket ederler; çünkü bir şeye bağlanmaktan kaçınmanız,
bağlandığınız bir şeyden kurtulmanızdan kolaydır.
kimseye teslim olma ve bir gezegen gibi etrafından döndür.
yörüngenden çıkamasınlar, ama sana yaklaşamasınlar da!
“hiç içeri girmemek, dışarı çıkmaktan ne kadar da kolaydır.” – montaigne
büyük insanlar yaptıkları hatalarla değil, başa çıkma yetenekleriyle anılırlar.
bazı insanların, diğerlerinin zayıflıklarını sezen altıncı hisleri vardır.
sert bir dokunuşu yapay bir nezakete tercih etmeyecek kadın yoktur.
erkekler, nazik davranarak çok kadını kaybederler.
“korku, büyü kadar etkilidir.” – hun imparatoru attila
kendi fiyatınızı belirlemek sizin elinizdedir.
kendinizi nasıl sunduğunuz, hakkınızda nasıl düşündüğünüzü de gösterir.
az şey ister, başınızı öne eğerseniz, insanlar bunun sizin karakterinizi yansıttığına inanırlar.
tacın altında asla vakarınızı (ağırbaşlılık) kaybetmeyin.
o zaman taç size uymaz, daha değerli biri içinmiş gibi görünür.
bir kral kendine saygı duyduğu için, aynı duyguyu başkalarında da uyandırır.
bir krala yakışır şekilde gücünüzden emin davrandığınızda,
‘taç giymek zaten kaderinizde vardı’ gibi bir hava yaratırsınız.
asla acele etmeyin, yoksa zaman üzerindeki kontrolünüzü tamamen yitirirsiniz.
sabırlı olun ve her şeyin, sonunda kucağınıza geleceğini düşleyin.

pers sultanı iki adamı ölüme mahkum etti.
birincisi, sultanın en çok sevdiği atına bir yıl içinde uçmayı öğreteceğini söyledi.
dünyadaki ilk uçan ata binmeyi hayal eden sultan sevinçle bu teklifi kabul etti.
ölüme giden ikinci adam,
– hiç şansın yok, ne yapıyorsun?.. dedi.
ilk adam şöyle konuştu:
– kendime 4 özgürlük şansı veriyorum…
1. sultan bu yıl ölebilir.
2. ben ölebilirim.
3. at ölebilir.
4. belki de ata uçmayı öğretebilirim.
‘sessizlik’ en dayanılmaz cevaptır.
onlar dikkate almaya karar verdiklerinde çok geç olmuştu; aslan yavrusu artık aslan olmuştu.
terapide, toplumdan dışlanmış bir hastaya, rüzgar tarafından hırpalanmış yalnız bir ağaçtan söz
etmek, duygusal bir bağ kurmanızı sağlar ve hasta size hemen açılır.
her zaman yalan söyler ve gerçek düşüncelerimizi gizleriz.
çünkü tamamen özgür ifadeler sosyal bir olanaksızlıktır.
niyetiniz iyi dahi olsa insanların hatalarını asla düzeltmeyin.
çünkü insanları gücendirmek kolay, hatalarını düzeltmekse neredeyse imkansızdır.
ani zengin ender olarak uzun süreli olur.
çünkü sağlam bir temel üzerine oturtulmamıştır.
“cimri her şeyini satar, altına yatırır ve yerin altına gömer.
satmaya kıyamaz ve ara sıra çukuru açıp altınlarını sayar, sever ve yeniden gömer.
bunu fark eden birisi altınların tümünü çalar.
ertesi gün çukuru kazan cimri, altınları bulamayınca deliye döner.
bir komşusu ona şöyle der:
– artık kendini üzme, birkaç taş alıp çukura göm ve onların altın olduğunu düşün;
çünkü harcamadığın sürece taş da altın da aynıdır.
paranın değeri sahip olmakta değil, onu harcamakta yatar.” – ezop masalları
“hiçbir şey bedava verilenden daha pahalı değildir.” – japonya
çocukken anne-babamızın bize hediye vermesi sevgi ve onay işaretidir.
bu duygusal zaaf, biz büyüsek de değişmez.
hediyeyi alan kişinin iradesi zayıflar ve tüm kalbini bir çocuk gibi açar.
“insanı ihtiyaç harekete geçirir. o kaybolduğunda ise geriye sadece çürüme ve dağılma kalır.” – machiavelli
şehre bu vahşi atı getirdiği için seyise kızdılar.
henüz çocuk olan iskender,
– onu idare edecek heves ve becerileri olmadığı için harika bir atı kaybediyorlar… dedi.
herkesin gözleri önünde iskender ata bindi ve onu evcilleştirdi.
babası 2. filip şaşırdı. iskender’in dehası baş döndürücüydü.
karakterinden daha büyük başarının gerilimine dayanamayan kişiler çökerler.
çünkü başarıya gelecekte değil, ancak hayal dünyasında, rüyalarında katlanabilirler.
her zaman etrafınızdakilere ilgi göstermeli, psikolojik durumlarını anlamaya çalışmalı,
sözcüklerinizi, onları ayartacağını ve baştan çıkaracağını bildiğiniz şekilde kurgulamalısınız.
yeriniz ne kadar yüksekse, aşağınızda bulunanların yüreklerine ve zihinlerine önem verme
yükümlülüğünüz o kadar artar.
ancak böyle yüksekteki yerinizi koruyacak bir destek tabanı yaratırsınız.
bu temel olmadan tahtınız sallanabilir ve imparatorluğunuz korunamaz.
bütün savaşlarda bir adım geriye atın ve muhasebe yapmak için kendinize zaman ayırın.
hedefinizin psikolojisini ve duygusal durumunu anlamaya çalışın.
zor kullanmak yalnızca dirençlerini artıracaktır.
çoğu insan için kalp, anahtardır.
onlar çocuk gibidirler ve duygularıyla yönetilirler.
temel korkularını, hatta sevgilerini kullanın.
ve böylece ateşli müttefikler kazanın!

kendi egonuzu kabul ettirmeye çalıştığınızda duvarlar yükselir ve direnç artar.
yeni birisiyle tanıştığınızda, kendi iradenizi dayatmak yerine bir adım geri atıp,
onu benzersiz kılanın ne olduğunu bulmaya çalışın.
hiçbir şey insanı, bireyselliğine aldırılmaması kadar kızdıramaz.
en derindeki duygularını yansıtarak kişiyi anladığınızı gösterebilirseniz,
büyülenir ve etkisiz hale gelirler. yalnız bu çok ender gerçekleşir.
*
hepimizde bağlanma ve ait olma arzusu vardır.
alınacak ders basittir:
geçmiş güçlüdür. daha önce olanlar gözümüze büyük görünürler;
alışkanlık ve tarih kokusu eylemlere bir ağırlık kazandırır.
güçlü insanlar dönemin ruhuna dikkat ederler.
eğer reformlar dönemin çok ötesindeyse sizi az kişi anlayacaktır.
yalnızca küçük bir azınlık hayat oyununda başarılı olur.
ve kaçınılmaz olarak etrafındaki herkes tarafından da kıskanılır.
machiavelli, cosimo’nun bütün prensler arasında en akıllısı olduğunu söyler.
çünkü o, insanların gözüne sokulan şeylerin, hileyle gizlenmiş olanlardan
çok daha fazla kıskanıldığını iyi biliyordu.
sizden aşağı olanlara böbürlenerek yalnızca mutsuz hayranlık ve kıskançlık doğurursunuz.
bu kıskançlık onları yer bitirir ve gizliden gizliye kuyunuzu kazarlar.
“kıskançlık, bütün üstünlerin ödemesi gereken bir vergidir.” – thoreau
insanoğlu aşağılık kompleksiyle başa çıkmakta zorlanır.
üstün başarı, yetenek ve gücün karşısında çoğu kez rahatsız ve huzursuz oluruz.
aslında bunun nedeni, şişirilmiş bir bencillik duygumuzun olmasından kaynaklanır.
ve bizi aşan insanlarla karşılaştığımızda, vasatlığımız ve sandığımız kadar parlak
olmadığımız aklımıza gelir.
para, belli bir kalıba uymaz, yapısı gereği düzensizdir ve gitme fırsatı olan her yere akar.
güçlü insanların kanlarında zafer sarhoşluğunu yok eden bir panzehir vardır.
kendilerini sakinleştirirler. başarılarında şansın rolünü incelerler.
kötü şans, sabır ve zamanlama dersi verir; iyi şans, sizin zıt yönde düşünmenizi sağlar ve
zekanızın sizi sonuna kadar götüreceğine inanırsınız ve hapı yutarsınız.
“bir zafer kazandığında miğferinin kayışlarını sık ve teyakkuza geç.” – japonya
deniz savaşları muazzam yaratıcılık ve soyut düşünme gerektirir.
çünkü savunma hatları sürekli olarak değişmektedir.
burada komutanın işi karadaki kadar basit değildir.
usta kaptanlar üçüncü boyutla, yani zihinle, hayal gücüyle çalışırlar.
“rakibe göre değişerek ve uyum sağlayarak zafer kazanma yeteneğine ‘deha’ denir.” – sun tzu
hiçbir zaman zayıflık göstermeyin.
savunmacı davrandığınızda duygularınızı gösterirsiniz ve
rakipleriniz, hassas noktanızı fark edip sizi oradan vurabilirler.
bunun yerine, elle tutulamayan kaygan bir top olmayı deneyin.
“bir lider ülkesini öyle yönetmelidir ki, halkı, kendisine emredileni zaten yapmak istediğini
inanmalıdır.” – 1. katerina – rus çariçesi

doktrin: “bir yeri tekrar ele geçirebiliriz ama zamanı asla!” – napoleon bonaparte.
Related posts
Kategoriler
- ★ sinek ilacı (48)
- ★★ kötü (133)
- ★★★ güzel (146)
- ★★★★ önerilen (104)
- ★★★★★ şaheser (29)
- didaktik (46)
- english (19)
- eylencelik (24)
- film (2)
- hayat kanunları (19)
- hikaye (117)
- kitap (167)
- kokucuk dosyası (49)
- korona günlükleri (4)
- parfüm (433)
- röportaj (3)
- tefrika (20)