Bir kurbağa imgeleyin; küçücük, olan-bitenden habersiz bir kurbağa… Ve bu hayvan günün birinde bir gece yarısı istem dışı bir şekilde bir çukura düşsün, dar bir çukura; ne düşünür? Ben söyleyeyim: Kurbağa kafasını kaldırıp baktığında gökyüzünü o dar açıdan gördüğü kadar zanneder. Sadece gördüğü kısımdan ibaret olduğunu düşünür. Halbuki tüm gücünü ve cesaretini toplayıp sıçrayabilseydi dünyanın ne kadar büyük, yıldızların ne kadar ihtişamlı olduğunu görecekti.

“Şu dünyada pek çok yetenek, birazcık cesaret eksikliğinden dolayı kaybolup gidiyor. Her geçen gün, utangaçlıklarından dolayı ilk çabayı gösteremeyen pek çok silik insanı mezara gönderir; oysa bir kez ilk adımı atmaya yüreklendirilebilselerdi, muhtemelen çok ötelere ulaşmış olacaklardı.” – Sydney Smith


Baba: Olaylara geniş açıdan bakılacağı doğrudur. Dar bakış açısı bizi geliştiremez.
Kahraman kurbağamız, ‘’tüm gücünü kullansaydı’’ ama kullanamaz. Hiçbir canlı tüm gücünü kendiliğinden kullanamaz. Artık ölüdür. Yetenekli kişileri takdir etmek bir çeşit ödüldür ve insanlık görevidir.

‘’Utangaçlıklarından’’ sözcüğü son paragrafta geçmemeliydi.

Yaşamın Renklerini Koruyalım Şubat 2004 haz®eti

Doktrin: “Hiç farkına varmadan, ‘hayatım böyle olacak’ dediğimiz bir yaştan ‘hayat böyle’ dediğimiz bir yaşa geçiyoruz.” – This Must Be The Place