Emirler Hakkında
Davullar sola dönüş emri için çalınır, kadınlar kahkahalarla gülmeye başlar.
Sun Tzu der ki:
“Talimatlar açık değilse ve emirler anlaşılmıyorsa, bu komutanın suçudur; fakat talimat ve emirler açık ve netken kurallara uyulmuyorsa, bu takım komutanlarının suçudur. Öyleyse sağ ve sol takım komutanı kadınların kellelerini istiyorum!”

Wu hükümdarı yukarıdan olanları seyretmektedir; gözde cariyelerinin idam emrini duyunca çok şaşırır ve gizlice emir verir:
“Hükümdar komutanın maharetini anlamıştır. Bu iki cariye olmazsa yemeğin tadını dahi alamaz, idam etmemeni ister.”

Sun Tzu der ki:
“Hizmetkarınız sizin tarafınızdan komutan atanmıştır, savaşta iken komutan, hükümdardan gelen bazı emirleri uygulamaz.”

Sonra iki takım komutanını idam ettirir. Onların yerine başka takım komutanları seçer. Davullar bir kez daha çalınır.
Kadınlar sola, sağa, öne ve arkaya verilen bütün talimatları yerine getirirler, adeta ip gibi dizilmişlerdir ve hiçbiri sesini çıkarmaya cesaret edemez.

Sun Tzu hükümdara şöyle der:
“Askerler disiplin altındadır, hükümdar aşağı gelip onları test edebilir. hükümdarın emir ve görüşlerine hazırlar. Hatta isterseniz suyun ve ateşin üzerinde bile yürürler.”

Wu Hükümdarı der ki:
“Komutan dursun, dinlensin, hükümdar aşağı gelip izlemeyi istemiyor.”
Sun Tzu der ki:
“Hükümdar sadece iddialı sözleri sevmektedir, ancak onları hayata geçiremez.”
Böylece hükümdar He Lu, Sun Tzu’nin iyi bir asker olduğunu anlar ve onu ordusunun komutanı yapar. Batı’da güçlü Chu Beyliği’ni yener ve başkent Ying’i ele geçirir, kuzeyde Qi ve Jin beyliklerini tehdit etmeye başlar, diğer beyler arasında ünü gün geçtikçe yayılır, bütün bunların içinde Sun Tzu’nin gücü vardır.

Savaş Sanatı Hakkında
Savaş Sanatı, bütün askeri klasiklerin atası olarak değerlendirilmiş ve tüm dünyada en önemli strateji eseri olarak kabul görmüştür.

Hesaplama
Sun Tzu der ki:
Savaş bir ülkenin beka (kalıcılık, ölmezlik) sorunu, ölüm kalım arenası, var olma ya da yok olma yoludur; muhasebesiz asla olmaz!

“Devlet, doğru adım atarsa başka bir dünyada ödüllendirilmez;
gerekeni yapabilecek güce sahipse bu dünyada ödüllendirilirler.
Oysa İnsan ölümsüzdür ve kurtuluşu bu dünyadan sonradır.
Devlet ise ölümsüz değildir; kurtuluşu ya şimdi sağlanır ya da asla sağlanamaz!” – Richelieu

Bu nedenle 5 noktayı hesaba katıp, ona göre durum değerlendirmesi yapmak gerekir:
1. Yol
2. Gök
3. Yer
4. Komutan
5. Kural

Savaşın getireceği zararı bilmeyen kişiler, savaşın getireceği yararı da bilemezler.

Savaş, gücünü ülkesinden, yiyecek ikmalini düşmandan sağlar, böylece askerlerinin yiyeceği hiç bitmez.

Düşmanı yok edebilmek için askerlerin gözünün dönmüş olması gerekir. Savaşçıların, düşman ganimetini ele geçirmelerini sağlamak için onları ödüllendirmek gerekir.

Taktik Saldırı
Sun Tzu der ki:
Herhangi bir savaş stratejisinde maharet, öncelikle bir ülkeyi sağlam olarak ele geçirmektir. Öncelikli olan bütün bir ordudur, çökertilmiş bir ordu sonra gelir. Yeğlenen bütün bir taburdur, bozguna uğratılmış olan sonra gelir. Makbul olan tam bir bölüktür, darbe yemiş olan değil. Bu nedenle yüz savaşta yüz savaş kazanmak en mükemmeli değildir. En ideali, savaşmadan düşmana baş eğdirmektir.

Askerlikte kurallar şudur:
On katıysan kuşat, beş katıysan saldır, bir katıysan dağıt, denksen hakkından gelebil, azsan çekilebil, zayıfsan da kapışmaktan kaçın.
Zayıf bir ordu bilinçsizce direnirse güçlü bir düşmanın ancak tutsağı olur.

Bir komutan hükümdarın yakın yardımcısıdır. Hükümdar ile komutan birbirine yakınsa o ülke güçlü olur, ilişkileri zayıfsa o ülke mutlaka zayıf düşer.

Duruş (Konuşlanış)
İyi savunma yapan dokuz yerin altında saklanır.
İyi saldırı yapan dokuz göğün üstünde hareket eder.
Böylece, hem kendini korur, hem zafer kazanır.

Güç (Vaziyet)
Notalar beşi geçmez. (Çin müziğinde hala 5)
Ama bu beş notanın bileşimleri, insana hiç duyulmadık melodiler yaratır.
Renkler beşi geçmez, ama beş rengin bileşimleri harikulade renkler yaratır.
Tatlar beşi geçmez, ama beş tadın bileşimleri tadılmadık tatlar, adeta umami yaratır.

Durumu doğru değerlendirenlerin savaşçı adamları yuvarlanan taşlar gibidir; taşlar düzlükte hareket etmez, yamaçtaysa hızla yuvarlanır. Fakat köşeliyse durur, yuvarlaksa yürür.
O yüzden iyi savaşanların duruşu, yüksek bir dağdan akmayı bekleyen, bir kaya gibi hem rijit, hem yuvarlak ve uyumludur.

Zayıflık – Güçlülük
Sun Tzu der ki:
Her kim ki savaş meydanına yerleşir ve düşmanı beklerse rahat eder, savaş meydanına sonradan yerleşen yorulur.

Biz bir, düşman on parça olursa onların bir parçasına on misliyle saldırabiliriz. Böylece biz çoğunlukta, düşman azınlıkta kalır. Bizim neresine saldıracağımızı, neresini koruması gerektiğini bilemez. Düşmanın koruması gereken noktalar çoğalınca, saldıracağımız yerlerdeki düşman sayısı da azalmış olur.

“Herkesin zayıf yanını bulmalısın. O zaman alt edemeyeceğin kimse yok.
Bir boğaya boynuzlarından saldırırsan, herhalde durumun pek parlak olmaz.” -ck-

Seni zafere ulaştırmış bir stratejiyi asla tekrarlama.
Yöntemlerinin sonsuz bir spektrumda olmasına çalış.

Harekat
Hızın rüzgar gibi, yavaşlığın orman gibi olmalı. Ateş gibi saldırıp yağmalamalı, dağ gibi kıpırdamaz olmalısın. Karanlıklar gibi gizemli, yıldırımlar gibi hızlı dalmalısın.

Askerlerinin sabah savaşma isteği yüksek, öğlen orta seviye olur.
Akşamları da geri çekilmeye yatkın olurlar.
Bunlara iyi çalış.

Orduyu iyi yöneten kişi düşmanın savaşma şevki yüksekken saklanır, savaşma şevki düşmeye ve geri çekilmeye başlayınca saldırır. İşte bu morali yönetmektir.

Düşmana yamaç yukarı saldırma, yamaçtan inen düşmanın önünde durma, kaçıyormuş gibi yapan düşmanı kovalama, sıkı birliklerin üzerine yürüme, düşmanın yemini yutma, geri çekilenlere müdahale etme, düşmanı kuşattığında ona kaçabileceği bir alan bırak, köşeye sıkışmış düşmana baskı yapma. İşte bu savaş sanatıdır.

Dokuz Değişken: Binbir Olasılık
Girilmemesi gereken yollar vardır, üzerine gidilmemesi gereken askerler vardır, üzerine saldırılmaması gereken kentler vardır, mücadeleye gerek olmayan yerler vardır; yerine getirilmeyecek hükümdar emirleri vardır.

“Bir komutan başkalarını gerekçe göstererek hatalarının sorumluluğundan kaçamaz.” – Napoleon Bonaparte

“Üstlerinden gelen emir yüzünden savaşı kaybeden bir komutan cezaya mahkumdur.” – Napoleon Bonaparte

“Komutan duruma göre emre itaat etmeyi reddetmelidir. Emri veren makam da itirazı inceleyip, gerekirse emri güncellemelidir.” – Napoleon Bonaparte

“Bir komutanın, hükümdarın emrini uyguladığı için savaşı kaybettiğini varsayalım. Komutan, hükümdarın emrine uymaya mecbur mu? Hayır. Eğer komutan böyle garip bir emrin tehlikelerini kavrayabilmişse, bu emre uymayı reddetmeliydi.” – Napoleon Bonaparte

Komutanı bekleyen 5 tehlike vardır:
1. Ölümüne savaşırsa düşman tarafından yok edilebilir.
2. Korkaklık, tutsak olmak demektir.
3. Çok mağrur olur da kendine güvenirse sonunda utanç duyacak bir duruma düşebilir.
4. Adamlarına fazla düşkün olursa zor durumda kalabilir.

Orduyu Harekete Geçirme (Yola Çıkma, Yürüyüş)
Eğer ordunun yakınlarında tehlikeli sarp yerler, çevresi sazlıklı su dolu çukurlar ya da altı yoğun bitkili korular bulunuyorsa buralar son derece dikkatle gözetlenmelidir, bu bölgeler tuzak ya da saklanan bir casusun olabileceği yerlerdir.

Ağaçlar sallanıyorsa düşman geliyor demektir; otlar ezilmişse kuşkulan; kuşlar uçuyorsa tuzak var demektir; vahşi hayvanlar kaçıyorsa düşman baskın yapacak demektir; toz bulutları yükseliyorsa düşman ordusu üstünüze geliyor demektir; ince uzun bir sıra halinde toz bulutu var ise düşman piyadesi geliyor demektir; toz bulutu yavaş yavaş dağılıyorsa düşman ateş yakmış demektir; toz bulutu azsa ve zaman zaman dibe çöküyorsa düşman kamp kurmuş demektir.
Daima havayı koklamalısın.

Düşman konuşmalarında alttan alıyorsa hazırlık yapıyor, saldıracak demektir; düşman yüksekten atıyor ve üstünüze geleceğini söylüyorsa geri çekilecektir; hafif savaş arabaları öne çıkmış, askerler her iki tarafında sıralanmış ise saldıracaklar demektir; rakip durup dururken barış istiyorsa art niyeti var demektir; hızla kaçarken askerlerini savaş düzenine sokuyorsa bir süre sonra ölümüne savaşmayı planlıyor demektir; düşman askerleri bir ileri bir geri gidiyorlarsa bizi kışkırtıp üzerine çekmek içindir.

Düşman askerleri mızraklarına yaslanıyorsa aç kalmış demektir; kuyudan çektikleri suyu paylaşamıyorlarsa susamışlar demektir; avantajı görmelerine rağmen saldırmıyorlarsa yorgundurlar; kamplarında kuşlar toplanmışsa orası boşaltılmış demektir; gece konakladıkları yerden bağrışmalar geliyorsa korktuklarındandır; düşman ordusu içinde kargaşa varsa komutanı tanımıyorlar demektir; bayrak ve flamaları birbirine karışmışsa birliklerine kaos hakimdir; subayları kızıyor ve çabuk sinirleniyorsa savaştan usanmalarının göstergesidir; atlarını, hayvanlarını kesip yiyorlarsa, kap kacağı topluyorlarsa kesinlikle kamplarına geri dönmeyecekler ve ani bir saldırıya geçeceklerdir.

Askerler bir araya gelip homurdanmaya, söylenmeye başlamışsa kontrol kaybedilmiş demektir; komutanları askeri çok mükafatlandırıyorsa başka çaresi olmamasındandır; emrindekileri sık sık cezalandırıyorsa zorda kaldığındandır; önce acımasız davranıp sonra emrindekilerin ayaklanmasından korkması orduyu sevk ve idare etmesini bilmemesin dendir; görevli gönderip hediyelerle af diliyorsa askerlerini dinlendirmek ve zaman kazanmak içindir.

Düşman ordusu gözü dönmüş halde üstüne geliyorsa ama uzun süre savaşmıyor veya geri çekilmiyorsa durumu dikkatle muhasebe etmek gerekir.
Savaşta kalabalık olmak her zaman üstünlük sağlamaz; kalabalığı iyi komuta etmek gerekir.

Askerler tam anlamıyla komuta altına girmeden önce cezalandırılırsa itaatsiz olurlar. İtaatsiz olurlarsa yönetilmeleri zor olur.
Askerler komuta altına girdikten sonra cezalandırılmazsa yönetilemezler.
İnsanca ama disiplinle yönetmek kesin başarı demektir.
Askerler disiplinle eğitilmeli ve yönetilmelidir, böylece emirlere itaat ederler, disiplinsiz eğitim alanlar emirlere itaat etmezler. Emirlere kayıtsız şartsız itaat ederlerse komutan ordusunun güvenini kazanmış demektir ve emirlerin yerine getirilmesini sağlama almıştır.

Arazi
Askerin firar etmesi, disiplinsiz olması, zayıf askerler yüzünden ordunun batağa saplanması, isyan çıkıp ordunun dağılması, kargaşa çıkması, yenilgiye uğramak; işte bu altı durum doğal olan felaketler değildir, bilakis komutanın hatasıdır.

Savaşta zaferin anahtarı, hükümdar savaşmama emri verse dahi, arkasından zafer gelecekse savaşmak; savaş yolu zafer getirmeyecekse hükümdar savaş emri verse bile savaştan kaçınmaktır. Bazı durumlarda, komutan şan ve şerefini düşünmemeli, geri çekilmekten (ricat) adını lekeleyecek diye çekinmemeli, sadece ordusunu korumayı ve hükümdarının faydalarını düşünmeli, pragmatist olmalıdır. İşte böyle komutan ülkenin hazinesidir.

Komutan askerlerini çocukları gibi görürse askerleri de en zor yerlerde onun yanında olacaktır; askerlerini kendi oğulları gibi görürse onlar da komutanlarıyla ölüme atılacaklardır. Eğer hoşgörülü davranıp askerlerini kullanamıyorsa, sevgiyle yaklaşıyor ama emirlerini dinletemiyorsa, kuralları ihlal ettiklerinde cezalandıramıyorsa, bu durumda askerler şımarık çocuk gibidirler ve savaşta da bir işe yaramazlar.

Dokuz Arazi
Savaşta en önemli unsur sürattir, düşman hazırlıksızken harekete geçilmeli, öngöremediği yoldan gidilmeli, beklemediği anda, beklemediği yerden vurulmalıdır.

Askerlerinle aranda öyle bir bağ kur ki, ölüm dışında hiçbir şey onlara geri adım attıramasın. Hatta ölümle bile karşılaşsalar geri adım atmasınlar.

Askerlerinin fazladan zenginliğinin olmaması onların zenginliği sevmemesinden değildir. Ölümden korkmamaları da uzun yaşamak istememelerinden değildir.

Wu Beyliği ile Yüe Beyliği’nin insanları birbirlerine kin beslerler, ancak aynı gemide bir ırmağı geçiyor olsalar ve bir fırtına çıksa birbirlerine sağ ve sol elin yardım ettiği gibi yardım ederler.

Komutanın sorumluluğu:
Askeri sırlarını sessizlik içinde gizlemek ve dosdoğru yönetmektir. Komutan subay ve askerlerinin kulak ve gözlerini doyurup oyalamalı, onlara asla bilgi vermemelidir. Bazen işi kolaylaştırmak için taktiklerini değiştirmeli, kimsenin öğrenmesine izin vermemelidir; orduyu konuşlandırdığı yeri sıklıkla değiştirmeli, dolambaçlı yollar kullanarak kimsenin ne yaptığını anlamamasını sağlamalıdır.

Komutan emir verdiğinde, tıpkı yüksek bir yere çıkılmış da ardından kimsenin inmemesi için merdiven tekmelenmiş gibi davranmalı, geri dönüş ihtimali unutulmalıdır.

Çaresiz arazide, bir pusuda askerlere, ancak ölüm göze alınırsa hayatta kalınacağı tembihlenmelidir.
Bu nedenle komutan askerlerinin ruh halini iyi bilmelidir; onlar kuşatıldıklarında direnecek, mecbur olduklarında olanca güçleriyle savaşacak ve zor durumda kalınca emirlere itaat edeceklerdir.

Olağanüstü ödüller ve öyle muhteşem emirler ver ki, bütün bir orduyu adeta tek bir asker gibi yönetebil. Orduna talimatlar ver, ancak asla planlarını açık etme; avantajları anlat, fakat tehlike ve zararlardan bahsetme. Onları ölüm kalım savaşına it ki ardından hayatta kalabilsinler. Ordu ancak böyle bir tehlikeden sağ çıkarsa hezimeti zafere çevirebilir.

Başlangıçta bir bakire gibi ol ve düşman kapısını sana açsın, sonra bir tavşan gibi hızlı hareket et ki düşman karşılık vermekte geç kalsın.

Ateşle Saldırı
Hükümdar bir anlık öfkeyle ordusunu savaşa yollamamalı, kendisi de öfke anının sıcaklığıyla hızlı karar vermemelidir; avantaj sağlanacaksa harekete geçmeli, avantaj yoksa durmalıdır. Bir anlık öfke zamanla yerini mutluluğa bırakır, öfkenin sıcaklığı zamanla geçer, ancak bir ülke yok olursa geri dönüşü yoktur. Ayrıca savaşta ölenleri de kimse geri getiremez.

Casus Kullanma
Başarı kazanmak sıradan kişileri aşan bir iştir, olacakları önceden bilmeyi gerektirir.

“Anın ötesini görebilen insanlar çok azdır; ve onlar bile bunu nadiren başarırlar.” – Clausewitz

Geleceği görmek, ruhlar veya hayaletlerden bilgi almayla, geçmişte yaşanmış benzer olayları karşılaştırmayla veya astrolojik tahminlerle mümkün değildir; bu bilgi ancak insanlardan alınabilir. Bu insanlar da düşmanın durumunu bilenlerdir.
Bu nedenle kullanılan casusun 5 çeşidi vardır:
1. Yerel casus
2. Düşmanın içindeki casus
3. Taraf değiştirmiş casus
4. Ölü casus
5. Canlı casus

Biz 5 çeşit casus kullanırken düşman bunun yolunu bilmez, işte buna hikmet denir ve hükümdarın hazinesidir.

1. Yerel casuslar düşman toprağında yaşayan yerli kişilerdir.
2. Düşmanın içindeki casuslar subay ve memurlar olabilir.
3. Taraf değiştirmiş casus düşmanın bize çalışan casuslarıdır.
4. Ölü casus, düşmana yanlış bilgi veren, bizim verdiğimiz yanlış bilgiyi de düşmana iletendir.
5. Canlı casus düşmandan doğrudan bilgi getirendir.

Eğer casus işe başlamadan yapacağı iş birileri tarafından duyulmuşsa, o casus ve onun casus olduğunu bilen herkes öldürülmelidir.

Savaşta bir şehre saldırılacaksa, bir düşman komutanı öldürülecekse öncelikle mutlaka savunma yapan komutanın, yardımcılarının, habercilerin, nöbetçilerin ve korumaların isimlerinin casus tarafından ayrıntılarıyla öğrenilmesi emredilmelidir.

Bizden istihbarat toplamak için düşmanın gönderdiği casuslar mutlaka öğrenilmelidir, onları satın almak, düşmana geri göndermek ve “taraf değiştirmiş casus” olarak kullanmak gerekir.
Düşmanın durumunu öğrenmek için mutlaka taraf. değiştirmiş casuslar gereklidir, bu nedenle taraf değiştirmiş casuslar muhakkak cömertçe ödüllendirilmelidir.

Sadece akıllı hükümdar ve erdemli komutanlar üstün ve zeki kişileri casus yapar ve büyük başarılar elde eder. Bu savaşta çok önemlidir, ordu buna dayanarak hareket eder.

*

muhakkak: kesinlikle

hikmet: akıl erdirilemeyen gizli sebep

astroloji: yıldız falcılığı

hezimet: bozgun

tembih: uyarı, söz

pragmatist: faydacı, yararcı

ricat: vazgeçme, geri çekilme

bilakis: aksine

kaos: kargaşa

piyade: yaya asker sınıfı, piyon

moral: insanın ruhsal gücü, maneviyat

şevk: heves

rijit: sert

spektrum: çeşitlilik

merhale: derece, basamak

mağrur: kibirli

çipil: bulaşık, pislik, ağrılı ve dökülmüş göz

iaşe: besleyip geçindirmek

*

“Yüz savaşın yüzünü de kazanmak maharet değildir. Düşmana, savaşmadan boyun eğdirmek maharetin doruk noktasıdır.” – Sun Tzu

“Düşmanınıza geri çekilebileceği altın köprüler inşa edin.” – Sun Tzu

“Bütün sır, düşmanın kafasını gerçek niyetimizi anlayamayacak şekilde karıştırmakta yatar.” – Sun Tzu

“Eşitsen ve gücün varsa savaş. Sayıca azsan, uzak dur. Durumun parlak değilse, hemen kaç!” – Sun Tzu

“Dostlarını kendine yakın tut, düşmanlarını daha da yakın.” – Sun Tzu

“Savaşı kontrol edemeyeceğin alana taşıma!” – Sun Tzu

“İnsan doğası gereği zora düşmedikçe, yeteneklerini sonuna kadar kullanamaz.” – Sun Tzu

“En iyi strateji savaşmadan kazanmaktır.” – Sun Tzu

“Zekayı, aptallık peleriniyle örtün; cesaretinizi ürkeklik olarak gösterin; gücü, zayıflık maskesiyle gizleyin.” – Sun Tzu

“Disiplin ve sükunetle düşmandaki düzensizliği, kargaşayı beklemek inisiyatif kullanma sanatıdır.” – Sun Tzu

“Stratejisi olmayanları sadece yenilgi bekler.” – Sun Tzu

“Kavgada usta olan sinirlenmez; savaşta usta olan korkmaz.” – Sun Tzu

“Size zafer kazandıran bir taktiği bir daha tekrarlamayın. Ancak, yöntemlerinizi koşullara göre değiştirirseniz başarılı olursunuz.” – Sun Tzu

“Başkasını ve kendini bilirsen, yüz kere savaşsan da tehlikeye düşmezsin; başkasını bilmeyip kendini bilirsen bir kazanır bir kaybedersin; ne kendini ne de başkasını bilmezsen, her savaşta tehlikedesin.” – Sun Tzu

“İnsanların içindeki kötülük tohumlarını doğruluğa, talihsizliği kazanma hırsına dönüştürmek dünyanın en zor işidir.” – Sun Tzu

“Kurnazlık ve gizlilik denilen kutsal sanat; senin sayende görülmez ve duyulmaz olmayı öğrenip, düşmanın kaderini elimizde tutuyoruz.” – Sun Tzu

“Dövüş ustası olanlar öfkelenmezler, kazanma ustası olanlar korkmazlar, akıllılar dövüşmeden kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” – Sun Tzu

“Savaşlar tümüyle kandırmacaya dayalıdır.” – Sun Tzu

“Savaş karargahta kazanılır.” – Sun Tzu

“Planlarını gece gibi karanlık ve vazgeçilmez yap, harekete geçtiğinde bir yıldırım gibi in.” – Sun Tzu

“Zafer esnasında uyguladığım taktikleri herkes görebilir, ancak kimsenin göremediği, zafer yolunu açan stratejilerimdir.” – Sun Tzu

Doktrin: “Bizimle savaşmak istediğinizde buna izin vermeyiz. Ama biz savaşmak istediğimizde kaçmanıza izin vermeyiz. Düşman ilerler, biz gerileriz; düşman kamp kurar, biz taciz ederiz. Düşman yorulur, geri çekilir, biz izleriz. Düşmanını tanır, kendini de tanırsan, yüz tane savaşı hezimete uğramadan atlatabilirsin.” – Mao Zedong