Açılış Dior – Homme’a o kadar benziyor ki, gözlerim kapalı bana bu parfüm koklatılsaydı herhalde onun olduğunu söylerdim. Koku üst notalarında bile Dior – Homme’un orta notalarındaki gibi oturaklı. Ezilmiş ruj ve kullanılmış kadın makyaj çantası kokusu çok net. Yumuşamış şeftali alıyorum. Kokulu silgilerin üzerine akıtılmış karamel yanığını andırıyor.

Orta notalara gelindiğinde yanık şekerle ilerliyor ama sanki meyveli. Şu anda koku bende
düş kırıklığı yarattı. Başlangıcındaki görkemli halini özlüyorum. Kalıcılık azaldı ama fark edilirlik neredeyse kalmadı. Henüz 2 saat bile dolmadan bu kadar dibe düşmesi düşündürücü. Dior – Homme’a şu anda çok daha fazla benziyor. Yalnız Dior – Homme’da deri kokusu daha belirgin. Kalp notasında yazılı olan kahveyi ben neredeyse hiç alamıyorum. Bir çok parfümde kahve kokladım ama hiçbirisi hayalimdeki kahve kokusunu bana veremedi. Bu da onlardan biri.

Sonlara gelindiğinde koku kolumda neredeyse kayboldu. Yalnız belli belirsiz olarak alınabiliyor. Kayısı suyu içmiş birisinin dili gibi kokuyor. Parfümün Dior – Homme’a benzemesi şaşırtmamalı. Lakin her iki parfümün de tasarımcısı Olivier Polge. Gene de parfüm genel olarak o çarpıcı şişesinin görkemini yansıtıyor. Parfüm yumuşak deride daha kalıcı kokuyor ve güzel koku salıyor. Örneğin kolunuzun üst tarafındaki kalın deridense omuzunuzun hemen altındaki yumuşak dokuda çok daha kalıcı ve güzel kokuyor. Son olarak ilginç deri kullanımıyla sonlanıyor. Gene de genel olarak kalıcılık ve fark edilirlik yüksek olsaydı benden 5* alabilirdi.

Pozitif:

1) Yumuşak, seksi, çapkın bir koku. O üstünüzdeyken “ehliyetsiz araç” kullanmak isteyebilirsiniz.
Negatif:
1) Kalıcılık ve fark edilirlik yerlerde sürünüyor.

Notalar:

Üst: Bergamot, Mersin likörü.
Kalp: Kahve, Gianduja çikolatası, Fındık.
Baz: Deri, Sedir ağacı.

Tip: Gurme, Deri, Pudralı, Baharatlı, Tatlı, Odunsu.
Cinsi: Maskülen

Üretim: Yeni Formül
Çıkış Yılı: 2014

Koku rengi: Kırmızı
Referans: Kayısılı Ruj
Konsantrasyon: Eau de Toilette
Parfümör: Olivier Polge
Doktrin: “Beklemek güzeldir ama doğru durakta.” – Can Yücel