Ummanlı parfüm firmasının 25. yılına özel ürettiği Jubilation XXV’i incelememize aldık bakalım. Sıcak baharatların altına gömülmüş reçinelerle açıldı. Storax reçinesi sanırım. Tatlı ıslaklığın altından yükselen yenibahar ve safran karışımı kuru kokular. Adaçayı ve gülağacı. Zencefil.




Orta notalara gelindiğinde tatlı kokulara hafif kuru odunlar eklendi. Tonka fasulyesi ve bal
alıyorum. Çok yanık olmayan hafif bir tatlı tütsü işlenmiş. Açılışta hafif paçuli almış, çoğalır da ortalarda yazarım umuduyla es geçmiştim. Çoğalmadı, neredeyse hiç kalmadı. Tarçınlı sexi kokular.

Sonlara gelindiğinde koku en müthiş hale büründü. Kuru otsu bitkilerin üstünde tatlı dumanlar. Tatlı sarı amber. Pembe pudra.

Benzerlikler üzerine;
Amouage – Dia Man: İkisinde de görülen tuzlu-baharatlı deri Dia Man’in orta ve sonlarındaylen Jubilation’da bu ancak 10. saatte gözlendi.
Serge Lutens – Arabie: Jubilation’ın ortalarında Arabie’de tüm notalarda hüküm süren tatlı-tozlu yapı görüldü.

Pozitif:
1) Klasik Amouage kalitesi bize dengeli harman dersi veriyor.
2) Tatlı baharatlı yapı olağanüstü. Ne Interlude Man kadar yorucu, ne Arabie kadar tekdüze.

Negatif:
1) Kalp notasında bir saatlik sıkıcı bir çizgi var.
2) Çok zayıf değil ama fark edilmeyi daha iyi umardım.
Notalar:
Üst: Kara böğürtlen, Davana otu, Kişniş otu, Laden, Turunç, Tütsü. (ck: baharatlar, storax reçinesi, yenibahar, safran, adaçayı, gülağacı, zencefil, silhat)
Kalp: Karanfil, Gaiac ahşabı, Bal, Defne, Orkide, Gül, Kereviz tohumu, Tarçın. (ck: kuru odunlar, tütsü, tarçın, tonka fasulyesi, bal)
Baz: Ambergris, Ölmez çiçeği, Moss (Kara yosunu), Misk, Mür reçinesi, Opoponax reçinesi, Öd ağacı, Paçuli, Sedir. (ck: kuru otlar, tütsü, amber, pudra)
Tip: Oryantal, Baharatlı, Meyveli, Pudralı, Tatlı, Odunsu, Dumansı.
Cinsi: Maskülen
Üretim: Yeni Formül
Çıkış Yılı: 2008
Koku rengi: Altın
Referans: Ballı Baharat
Konsantrasyon: Eau de Parfum
Parfümör: Bertrand Duchaufour
Doktrin: “Aristo’nun dediği gibi “Mutluluk kendine yetenlerindir.” çünkü mutluluğun ve hazzın tüm dış kaynakları, doğaları gereği son derece güvenilmez, nahoş ve geçicidirler ve rastlantıya bağlıdırlar.” – Arthur Schopenhauer