81. Madde

22 Haziran 2020 Pazartesi

Arama engeline takılan yabancı numara Whatsapp’tan yazıyor…
“Thousandali Abinin kızı Seylan, evin kat irtifakı için imzanız bekleniyor.”

Eve ihtiyadi tedbir koyunca müteahhit firma inşaatta tadilat yapamıyor.
İmza vereceğiz ve mahkemeden izinler alınacak.

*

Arama engeline takılan yabancı numara Whatsapp’tan yazıyor…
Bu aralar sık sık deja vu yaşıyorum. 🙂

“Merhaba ben İmge, bugün randevumuz vardı.”
Agora önünde buluşup imza veriyorum da kurtuluyorum…

Doktrin: “Bu şehir daha klas bir suçluyu hak ediyor. Ben de bunu onlara vereceğim.” – Joker

 


 


82. Madde

23 Haziran 2020 Salı

Alara’nın yeni avukatı Talo, Erto’ya mesaj atmış:
“Çocukların okulu için rahatsız ettim.”
Anlayışlı biri gibi görünüyor.
Juli Zeh’in şu sözü aklıma geldi:
“İnsan başka hiçbir şeye şiddete alıştığı kadar çabuk alışmaz.”
Eziyete öyle alıştık ki, kişi anamıza küfür ediyor, bacımıza etmiyorsa direkt anlayışlıdır. 😀

*

Alara ve annesi Diablo’dan önce Talo’ya uğramışlar.
Talo, “Anlaşıp, bitirin.” demiş.
Sonra bunlardan ses çıkmamış. O arada Diablo ile anlaşmış olmalılar…

Demek müstebit Diablo’nun vaatleri ve kötülük potansiyeli, bunların kin ve hırsına mükemmelen hizmet ediyordu. Şeytan’a hizmet ediyorsan, sen de şeytansın demektir!

Devrim’e çok kızgın. Haybeye mancınığı gerdiğini düşünüyor.

Talo:
“Yanlış yapmışsınız, adam zaten bir şeyler vermeye çalışmış.
Az geldiyse makul çerçevede anlaşabilirdiniz.
Sahte imzalar, Mobbing davası, Koruma Kararı… Bu davaların kıymeti harbiyesi yok!
Siz adamı resmen pitbull köpeğine çevirmişsiniz!”

Erto öyle güzel şeyler söylüyordu ki en az 10 dakka kakamı erteledim. 🙂
Alemlerin Rabbi dualarımı kabul etti.
Yarın sabah namaza başlamaya karar verdim.

Erto:
CK, Urla davasını duyunca sinirlendi.
Okul parası yüzünden başıma gelmeyen kalmadı.
Ben de yalnızca bir çocuğun okulunu karşılıyorum.
Diğerini onlar versin.’ dedi

Talo:
Davalar öyle karışık ki beyin *mcıklaması geçirdim.
Bunların maddi durumu nanay…
Veli borç batağında, dükkanını devretmeye çalışıyor.
CK, diğer kızı da okula yazdırmayı bir daha düşünür mü?
Maalesef filler çimenleri düşünmüyor…

Neden işler bu noktaya geldi anlamadım.
Allah bunlara kainatın kapısını açmış, bunlar ‘cereyan eder ört’ demişler resmen.
Üzerinde mal varlığı da görünmüyor. CK şimdi ne yapsa haklı!

Erto:
Bu avukat Alara’yı anlaşma masasına oturtur.
Sanırsın Talo senin vekilim. 🙂

Alara, Diablo varken yırtıcı bir sokak dövüşçüsü olabiliyordu.
Diablo, müvekkilinin psikolojik zafiyetini,
yetenekli bir hekimin hastası üzerinde yaptığı ameliyat gibi itinayla yönetiyordu.
Gelgelelim kaderi ona lütufkar davranmadı ve kodesi boyladı.
Firari bir mağlup tüm korkutuculuğunu yitirir.

Alara ise yanlış ideolojinin kurbanı oldu.
Kendi ördüğü ağlardan oluşan tuzağa kayarak düştü.
Kendisini çelişkiler çamuruna batmış buldu ve sonunda çöktü.
Başıma gelenler elem vericiydi.
Bu, kızgın sacda yürümek gibi bir şeydi.

Hayatımın bu döneminde köprüler kurmaya başlayacak kadar güvende değildim ve yara alabilecek durumdaydım.
Belki bazı sınırlar gerçekten aşılmamalı.
Fakat, Erto ve Talo sanki konsensüsa varacak gibi görünüyordu.
Gerginlikten uzak bir ortam sağlayacak geçici bir çıkar kavşağı mevcuttu.

*

Onların bu kararları almaya hakları olduğu gibi, bizim de kabul etmeme hakkımız vardır.
Ronaldo’ya bacak arası yapamazsın.
Sen hem ejderha ile mangal yap, hem de saçım tutuştu de.
Sonunda kaplanın kuyruğu göründü işte.
Olacak iş mi şimdi bu? 🙂

Doktrin: “Artık, bir konu hakkında sadece bilgisi olanlar konuşacak, denseydi dünya derin bir sessizliğe gömülürdü.” -ck-

 


 


83. Madde

8 Temmuz 2020 Çarşamba

Tapu Davası Ön İnceleme Duruşması
Katılanlar:
Ece Hanım
Talo Bey

Diablo Alara’ya;
“Kazanmak istiyorsan ne diyorsam onu yapacaksın!
Ben eşinden 3 milyon (436.000 $) kopartırım, ama 1,5 milyonunu da alırım.
Adam para vermezse ve davalar olağan sonlanırsa 250 bin lira (36.337 $) alırım.” demiş.

Bir hafta sonra CK’nın kayıtlı mal varlığının sadece,
çocukluğundan kalma üç tekerlekli pisiklet olduğunu öğrenince, 🙂
“Kazansak da tahsil kabiliyetimiz yok!” diyerek yelken indirdiği gemiyi mayna yapıp akıntıya bırakmış.
İşte mahkemelerin demirden kanununu buydu: Mal varlığını acımasızca yok et!

Talo:
CK’yı araştırdım.
Ailesi için her imkanı sağlayan çok zeki, başarılı ve zengin bir iş adamı.
Fakat üzerine hiç mal varlığı yapmamış, belli ki gölge bir yönetici…
Kendi rızası olmadan hiçbir şey alamayız.

Alara yoksul bir aileden geliyor.
Ailede en başarılı kardeş Veli.
Hobisi ise mütemadiyen lüks kuaförler açıp batırmak.
Servetin dibine darı ekip satıp-savıp sıvışmak.
İzmir’de binlerce (13.000) avukat varken Diablo’yu tutmaları da enteresan…
Duruşma ileri bir tarihe erteleniyor…

Doktrin: “Bu kadar akıllı olma, senden akıllıları hapiste.” – Rusya

 


 


84. Madde

25 Temmuz 2020 Cuma

Alara, okullarla ilgili bir fiyat listesi atıyor…
Bu, 17 gündür onlardan gelen ilk temas…

El-Cevap:
1. CEO ve Ablamın çocukları devlet okuluna gidiyorlar.

2. Maddi durumumuz pandemiden dolayı kötü.

3. Konjonktür değişmezse okullar hiç açılmayabilir.

4. Geçen sene, Urla’daki okula para gönderdiğim için, siz bana ödül olarak ceza davası açtınız.

5. Meşhur eğitim kurumu, kaporayı iade edene kadar bize kan kusturdu.

6. Sadece bir çocuğun okul masrafını karşılayabiliriz.

7. Geçen yılki toplu nafakanın içinde, okul ücretini zaten peşin ödemiştim.
Doktrin: “- Seni üzdüm mü?
– Bak çocuk! Sen beni üzemezsin. Senin beni üzmeye gücün yetmez!” – Okuyucu

 


 


85. Madde

27 Temmuz 2020 Pazartesi

Okul bahanesiyle Erto, Talo’yu arıyor:

Talo:
Kardeşi beceriksiz, Alara kendisini bırakmış onları kurtarmanın derdinde…
Ailesine bu kadar bağlı birini görmedim!
Diablo çıtayı öyle yükseltmiş ki, hangi fiyatı söylesem ikna olmuyorlar.

Vereceğim yüklü bir para bile onlara tuzlu fıstık gelebilirdi.
Hamlelerimin doğru olup olmadığını ancak tarih belirleyebilirdi.

Ece Hanım Diablo’ya, davalardan çekilmesi için 75 bin lira (9.600 $) rüşvet teklif etmiş.
Ama o tenezzül etmemiş. (miş – Böyle bir şey hiçbir zaman olmadı!)
Mallarını öven bir sahtekar etmez miydi?..
Anne de işin içinde ve aşırı hırslı; aşırı…
Benim bu işten payım: %13 olacak.

Düşünceleri:
Ev onlarda kalacak.
Araba yine onların olacak.
200 bin lira (29.200 $) nakit para vereceğiz.
10 bin lira (1.460 $) nafaka devam ediyor.
Okul giderleri bana ait.
Özel sağlık sigortaları yapılacak.

Doktrin: “Ha bana ha sana bokum kaldı Hasan’a.” – Bilinmeyen

 


 


86. Madde

27 Temmuz 2020 Pazartesi

Hanımefendi sigortacımızla konuşuyor.
Kendisinin, Haziran ve Asya’nın ömür boyu bakım haklarını yitirdiğini duyup deliriyor.
Özel hayat emeklilik sigortası fiyatlarını soruyor.
Sanırım, rafine bir belge yerine sofistike bir protokol hazırlığındaydı.
Her gece rüyasında, parlak papirüslerin bir madalyon gibi sallandığını görüyordu.
Peki onu, hangi enayiye imzalatmanın hayalini kuruyordu?..
Oysa yazılı olmayan kurallar da vardı.
Kalem ondaysa silgi de bendeydi!..

Belki de mükemmel olmayan seçenekler arasından birini seçmesi gerekirdi.
Olayları bir torba dolusu karışık problem olarak algılıyordu.
Kuşkusuz en acı veren domino taşı mahkeme başkanının verdiği düşük nafakaydı.
Aylık nafaka, 14 bin liradan 2 bin liraya gerilemişti.
Bu, kuş tüyü yatağı çivili yatakla takas etmek gibi bir şeydi.
Başarılı olmaya yemin etmişken, başarısız olmaya mahkumdu.

Satrançta ilk ders, ne denli çok kareye hakim olursan o kadar sonsuz seçeneğin olur.
Düşmanın hareketleri de bir o kadar kısıtlanır.
Parlak açılış sonrası rakibin çıkmazını görerek oyunu bırakmasını bekleyen bir satranç oyuncusuydu.
Bense oyunun başında elimi, canlılıkla ancak biraz gönülsüzce oynamıştım.
Riskli bir gambitle öne geçeceğimi gözden uzak tutmuşlardı.

Alara, oyunu her seferinde oynadı, her seferinde kaybetti.
Hiçbir spor kulübü futbolcusu bu maçlardan geçer not alamaz.
Öss sınavına girerek bütün soruları yanlış yapamazsın!
Akla mantığa sığacak iş değil…
Çünkü, bütün soruları kasten yanlış yapmak için tüm doğruları bilmen gerekir!

Annesi, karanlıkta duran hayalet bir yönetmendi.
Sürekli değişen avukatlar, oyuncu kahvesindeki figüranlardı.
Ateş üstündeki kestaneleri hep başkalarına aldırıyordu.
Fakat, kendisinin başrol oynadığı bir filmde olduğunu finalde öğrendi!
Kahramanın attığı dikkatsiz bir adımın, bitişte, kendi geleceğini kaydırdığı trajedik masallardaki gibi…

Doktrin: “Kasapların tartışmasında koyunların taraf tutması, koyunların kaderini değiştirmez.” – Sümer Atasözü

 


 


87. Madde

27 Temmuz 2020 Pazartesi

Hanımefendi, çocukların ablamda kalmasını bahane ederek serzenişte bulunuyor:

CEO: Çocuklara nasıl bakacağımızı biz iyi biliriz.
Hanımefendi: Sonuçta ben anneleriyim. Babaları iyi olsaydı da tek çocuk yerine ikisinin de özel okulunu karşılardı…

Şeklinde iğneli bir mesaj alıyoruz.
Çıbanı yeniden deşmeye karar veriyor.
Mesele parayla ilgili değil ki, güvenle ilgili…

CEO: O zaman sana verilen nafakayı başka yerlere harcamayıp çocukları özel okula yazdırsaydın ya!
Hanımefendi: Dır dır dır, vır vır vır…

Kasedi tekrar başa sardık.
Düşmanlık tortusu güçlü ve yaşamını değiştirtecek kadar etkili.
Aralarını düzeltmek için aylar gerekti, bozmak içinse bir saniye yetti.
Ama birini seviyorsan, sevdiklerini de sevmelisin.
Onları yükseltmen gerekir, düşürmen değil…

Talo, pişman olduklarını ve anlaşacaklarını söylüyor.
Fakat edebiyatı seviyor ve matematikle konuşmuyor.
Şimdi de bayramdan sonraya gün verdi.
Bu da avukatının bize ve onlara farklı konuştuğunu gösterir.

Avukatının anlattığı kadar hicranla dolu olsalardı,
bize pençe uzatmak yerine güvercin gönderirlerdi.

Avukatı sahiden icazet almış olsaydı, rakam telaffuz edebilirdi.
Ve “mesul benim” diyerek engin mezralarda at koştururdu…

Doktrin: “Deveye cilve yap demişler, kıçıyla köy devirmiş.” – Türkiye

 


 


88. Madde

21 Ağustos 2020 Cuma

Karakolda protokol davası için 10 sayfa imza örneği verdim.
Bilirkişi raporuna göre:
Benim imzam, benim imzama benziyor,
Alara’nın imzası ise ne ona, ne bana benziyor.

Bu ay karakola öyle çok geldim ki belki devlet bana Ziraat’ten memur maaşı çıkartır.

*

Bugün CEO çocukları aldı ve Karaburun’a  Öner Abilerin yazlığına geçtiler.
Ben de siyah ve beyaz iki tavşan yavrusu götürdüm.
Ben, CEO, Annem, Ablam ve çocukları, benim p*çler ve CEO’nun oğlu Mart ile eylendik. 🙂

Doktrin: “Üzülme evlat, kaybettim sandıkların, belki kurtulduklarındı.” – Charles Bukowski

 


 


89. Madde

7 Eylül 2020 Pazartesi

Erto:
Talo aradı, Alara demiş ki…
“Mahallemizdeki okullar Suriyelilerle dolu ve berbat.
Özkanlar İlköğretim Okulu’na vermek istiyorum.
Okul müdürü bağış isterse 600 liraya kadar öderim.
1.000 lira isterse gücüm yetmez, CK yardım eder mi?

*

Bazen haklıyı bulmak için tarihe bakmak lazım.
1 milyon saniye önce 12 gün önceydi,
1 milyar saniye önce 1990 senesiydi.
10 milyar saniye önce 1705 yılıydı.
Zamanında beni, lanetlediğiniz derecede kullandınız.
Ama bir ineği beslemeden sağamazsınız.

Neden sürekli şikayet ediyorsun?
Bir mutsuzsam senin şikayetinle mutlu hissetmem.
Eğer sen mutluysan da nafile işlerle uğraşmazsın.
Böyle saçmalıklara harcayacak vaktin gerçekten var mı?
Ben zaman bulamıyorum.

Rüya gördüğümü fark edince rüyama hükmeden bir insanım.
Zeka seviyemin altındaki herkesle diyalogum beni yıpratıyor.
Çünkü onun yerine de ben düşünmeliyim.
Ama ben hiç zaman bulamıyorum.

Doktrin: “Zaman mı bizim üstümüzden akıyor, yoksa biz zamanın içinden mi geçiyoruz?” -ck-

 


 


90. Madde

29.09.2020 Salı

Urla davasına çıktım.
Gelmesi zorunluydu, ama yoktu.
Şikayet et, dava aç, gelme…
İftiranın acelesi vardır; fakat hakikat sabırlıdır.

Avukatı kalkıp:
– Şikayetimiz devam ediyor… dedi.

Mahkeme çıkışı Talo şunu demesin mi:
– Boş boş işler!.. 🙂

*

II. Dünya Savaşı sırasında İngiltere Başbakanı Churchill,
ulusa sesleniş konuşması yapmaya gidiyormuş.
Radyo binasına girerken, taksi şoförüne sormuş:
– Beni yarım saat bekleyebilir misin?
Karanlıkta yüzünü göremeyen şoför,
– Özür dilerim bayım, ama zamanım yok. Başbakanın konuşmasını dinlemeliyim… demiş.
Churchill vatandaşının ilgisinden çok hoşlanmış.
Bir sterlin tomarı bahşiş uzatmış.
Parayı gören taksi şoförü yerlere eğilip saygıyla selamlayarak şöyle demiş:
– Bir yere ayrılmadan sizi bekliyorum efendim, s*kerim Çörçil’i. : )

Doktrin: “Fare sığamadığı deliği görünce kıçına kabak bağlarmış.” – Türkiye