Ağustos 80’de İzmir’de doğdum. Doğduğumda benden üç yaş büyük ablam vardı. Benden iki sene sonra da erkek kardeşim dünyaya gelecekti. Beş sene önce köyde doğumdan bir ay sonra ölen Hakan abimden sonra ilk erkek çocuk olduğum için değerliydim. Aslında ilk pipili çocuk olduğum için. Her doğulu gibi bizim de evimizde pipili çocuk olması övünülecek bir şeydi. O zamanlar fotoğraf çekmeye merak salmış olan babamın otantik battaniye  üzerinde bana artist pozlar verdirdiği retro çerçeveli eski fotoğrafı hala saklıyoruz.

Tabii ki doğduktan sonra nasıl meme emdiğimi anlatacak halim yok. İnsan beş yaşın altını pek hatırlamıyor. Ben de öyleyim. Süper zeka falan değilim yani. Zaten doğada en zayıf yavrulardan birisi insandır. Aslan ve insan yavrusunu yan yana bıraksalar, aslan insanı yer gene hayatta kalır; fakat insan çaresiz ve muhtaçtır. Ben bunu insanların zekasının çok gelişmiş olmasına ve çocuklarını da bu zekalarıyla aşırı kontrol etmelerine bağlıyorum. Bu sayede insan yavrularının içgüdüleri yeterince gelişmemiş ve beyinleri de geride kalmıştır. 

Yavru köpek örneği de tıpkı buna benzer:
Evinize yavru bir köpek alırsınız. Yeni doğmuş, annesinden sonra ilk kez sizi görüp benimseyen. O kadar muhtaçtır ki; onu büyütüp beslemezseniz açlıktan ölebilir. Belli olgunluğa ulaştıktan sonra artık size bağlanmıştır. Sorumluluk sırası ona geçmiştir ve artık o sizi koruyacaktır.

Bakalım biz de doğduktan sonra büyüklerimize bakabilecek miyiz? Daha da önemlisi biz de güçlü bir kurumsal firma yaratıp ondan beslenen yavru kutiklerin büyümesine katkı sağlayabilecek miyiz? Daha sonra onlar da bu kurumu yaşatabilecekler mi?..

Five O’Clock Tea
Neden o
düşünür o
bir bir
ölmüş yerlerini
saat beş sularında
çay vakti
saat beş saat beş
beş sularında
açar çarşaflarını göğün 
ipek çin işi
derin mavi sırtında göğün 
bir balık gibi
sessiz ve kör
uçar
kuru pastalar güneşi 

Neden o 
düşünür o
o us kıyıcısı
bir bir
ölmüş şeylerini
saat beş sularında
çay vakti 
alışkın kendisiyle yatmaya

– çay limonlu mu olsun şekerim?
– nasıl beklerim sizi cumaya 

ah o ne yüzsüz pezevenktir!
Sandıklı, 20.12.1960

Doktrin: “Ölümü ortadan kaldırırsanız, doğum gereğini de ortadan kaldırırsınız.” – George Bernard Shaw